World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2016/may2016/iraq-m30.shtml

ABD destekli güçler Irak’ta ve Suriye’de saldırıları tırmandırırken binlerce sivil tehlike altında

Bill Van Auken
30 Mayıs 2016
İngilizce’den çeviri (26 Mayıs 2016)

Yardım grupları, en az 50.000 sivilin, yoğun topçu ateşçileri ile birlikte ABD önderliğindeki aralıksız hava saldırılarına maruz kalarak Felluce’de “iki ateş arasında” kalma tehlikesi içinde olduğu uyarısında bulunuyor ve Washington destekli Başbakan Haydar el-Abadi hükümetine bağlı güçler, Şii milislerle birlikte, merkezi Irak kentini kuşatıyor.

Irak başkenti Bağdat’a yaklaşık 65 kilometre mesafedeki ağırlıklı olarak Sünnilerin yaşadığı kent, Ocak 2014’ten beri Irak ve Şam İslam Devleti tarafından işgal edilmiş durumda. Kent, şimdi, hem Bağdat’ın yoksul Şii nüfusu içinden hem de Şii din adamı Mukteda el Sadr’la uyumlu olanlar dahil milis gruplarından gelen artan siyasi muhalefeti zaptetme yönünde her şeyi göze almış bir girişimin parçası olarak, Irak hükümeti tarafından hedef alınıyor.

Binlerle ifade edilen kalabalıklar, geçtiğimiz ay içinde, Irak hükümetinin ciddi ölçüde tahkim edilmiş yuvası olan Bağdat’taki Yeşil Bölge’ye iki kez zorla girdiler. 20 Mayıs günü ikinci olayda, güvenlik güçleri, ateş açarak, dört kişiyi öldürüp, yüzlerce kişiyi yaralayarak prostestocuları geri püskürttü.

Protestocular, hükümete yönelik her tarafa yayılmış yolsuzluk ve temel hizmetleri sağlama başarısızlığı ithamlarının yanında, bu ay çoğu yoksul Şii mahallelerinde olmak üzere en az 200 kişiyi öldüren terör saldırılarından başkenti korumakta başarısız olma suçlamasında bulundular.

Iraklı yetkililer terör saldırılarının merkezinin IŞİD’in kontrolündeki Felluce olduğunu iddia ettiler ve saldırı, bu katliamları durdurmak üzere bir şeyler yapıldığını göstermek için tasarlandı.

ABD ordusu Felluce’ye ilerleyen Irak hükümet güçlerine hava desteği yardımı sağlar ve İran’la yakın çalışan Hashd al-Shaabi’nin Şii milis güçlerine (Halk Seferberlik Birlikleri) desteği yadsırken, Pentegon yetkilileri, Felluce kuşatmasının, Washington tarafından, Irak’taki başlıca stratejik hedef olan kuzeydeki daha büyük Musul kentinden bir şaşırtmaca olarak görüldüğünü açıkça ortaya koydular.

Irak ve Suriye’deki ABD silahlı kuvvetlerinin sözcüsü Yarbay Steve Warren, Reuters haber ajansına bir telefon görüşmesinde, “Musul’u almak için Felluce’ye ihtiyacınız yok.” diye konuştu.

Yine de, Washington, Felluce’deki, tam olarak Devlet Başkanı Beşar Esad hükümetinin Suriye’de Batı destekli “asiler” tarafından kontrol edilen alanlara karşı yürüttüğü türdeki öldürücü kuşatmayı destekliyor.

Pazartesi ve Salı günü, Felluce’ye yönelik ABD önderliğindeki bombardımanda en az 21 sivilin öldüğü bildirildi.

2004’teki kanlı ABD kuşatmalarına sahne olan Felluce halkı, son iki yıldır bombardımana maruz kalmıştır. Hükümet güçleri, kenti gıdadan, sağlık hizmetinden ve diğer temel gereksinimlerden yoksun bırakacak şekilde, kentin tedarik yollarını kesmiş durumda. Azımsanmayacak sayıda sivilin açlıktan ölümün eşiğinde olduğu yönünde haberler var.

2003’te kurulan militan bir Sünni örgütü olan Irak Müslüman Alimler Heyeti, Felluce’ye karşı yeni saldırıyı, “haksız bir saldırganlık, kötülüğün güçlerini kentte barındırdığı yönündeki intikamcı ruh halinin bir yansıması” olarak suçladı. Heyet, bir açıklamasında, geçtiğimiz iki yılda hükümet bombaları ve top mermileri eliyle 10.000 Fellucelinin öldürüldüğünü ya da yaralandığını bildirdi.

Felluce’de kalmak açlıktan ölüme yol açabilirken, kaçanlar ise ya IŞİD ya da hükümet güçleri tarafından öldürülme riskiyle karşı karşıya. 80 kadar aile Felluce’den kaçmayı başarmış durumda.

Birleşmiş Milletler sığınmacı dairesi, Irak hükümet güçlerinin erkekleri ve büyük çocukları kadınlardan ve çocuklardan ayırıp, onları “güvenlik incelemesi” için Habbaniye Askeri Üssü’ne götürdüğü üzerine endişesini ifade etti.

Irak’ta Felluce kuşatması sertleşirken, IŞİD kontrolündeki Suriye kenti Rakka’nın kuzey bölgesinde de eşzamanlı bir saldırı bildirildi.

ABD hava saldırılarıyla desteklenen ve ABD özel operasyon “danışmanları”nın eşlik ettiği birkaç bin kişilik bir savaşçı gücü, kentin kuzeyinde 50 kilometre kadar ilerledi. Pentagon, bu savaşçıları, büyük ölçüde Kürt Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) hakim olduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) ait olarak tanımladı.

Saldırı, Ortadoğu’daki ve Orta Asya’daki ABD savaşlarını yöneten ABD Merkez Komutanlığı’nın başındaki General Joseph Votel’in Suriye’nin Kürtlerin denetimindeki bölgesine gizli bir ziyaretiyle hazırlandı. Votel, hem Kürt komutanlarla hem de şimdi Suriye topraklarında olan birkaç yüz ABD özel operasyon askeriyle bir araya geldi.

Ziyaret, Votel Suriye’ye duyurulmamış baskının hemen ardından Ankara’yı ziyaret ettiğinde, Washington’ın NATO müttefiki Türk hükümetinin öfkeli bir tepkisini kışkırttı.

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, haberlere göre, Votel’i, Ankara’nın sınırda bağımsız bir Kürt oluşumunu sağlamlaştıracağından endişe duyduğu YPG’ye bel bağlamaya karşı uyardı. O, bunun yerine, Washington’ın, büyük ölçüde ya IŞİD’in ya da El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra Cephesi’nin baskın olduğu “ılımlı” İslamcı asi güçlerine desteğini yoğunlaştırmasını önerdi.

Düzenli olarak IŞİD’in kent nüfusuna karşı mezalimlerini kınayan Rakka Sessizce Katlediliyor adlı grup, ABD savaş uçaklarının kentin kuzey mahallelerine, oralarda yaşayanlara bölgeyi terk etmeleri için uyaran bildiriler atmış olduğunu bildirdi.

Bununla birlikte, grup, böylesi bir toplu göç için hiçbir güvenli alan ya da erişim yolu olmadığına dikkat çekti ve Twitter aracılığıyla, ABD’nin saldırıyı yürütmek için Kürtlerin yön verdiği Suriye Demokratik Güçleri’ne bel bağlamasının “çok sayıda insanı kentlerini savunmak için IŞİD’e katılmaya” itmiş olduğunu ekledi.

Tıpkı Musul’da ve diğer çoğunluğu Sünni olan Irak bölgelerinde Irak ordusunun Şii çıkarlarının hükmettiği düşman bir işgal gücü olarak görülmesi gibi, Rakka’da da, SDG, Kürt çıkarlarının egemen olduğu bir düşman gücü olarak görülüyor. Her iki bölgede de yerel nüfuslar, haklı olarak, etnik temizliğe tabi tutulacaklarından ve evlerinden sürüleceklerinden korkuyor.

Irak’ta, daha önce “kurtuluş”u kentin binalarının en az yüzde 70’inin imhasına yol açmış olan Anbar vilayetinin başkenti Ramadi örneği söz konusu. IŞİD’in geçtiğimiz yıl Aralık’ta kentten çıkarılmasından bu yana Ramadi’nin önceki nüfusunun yüzde 15’inden azı geri dönebildi.

Irak’ta ve Suriye’de gelişen ABD destekli saldırılar, onlarca yıllık ABD emperyalist savaşlarının tüm bölgeyi içine sapladığı yıkımı gözler önüne seriyor. Irak’taki ABD işgalinin kullandığı böl-yönet stratejisi, ülkeyi parçalamış durumda olan mezhepsel gerilimleri kasıtlı olarak kışkırtmıştı. Benzer şekilde Suriye’de, Washington ve bölgesel müttefikleri, en az çeyrek milyon cana mal olan bir savaşta mezhepçi Sünni İslamcı milisleri desteklediler.

IŞİD’e karşı taktiksel zaferler ne olursa olsun, bunlar bu bölünmeleri yalnızca kızıştıracaktır. ABD emperyalizmi, bir askeri müdahaleyi ilerletmek için bunlardan yararlanma girişimini sürdürecektir. Onun müdahalesinin altında yatan hedef terörle mücadele değil, aksine, Ortadoğu ve onun muazzam petrol zenginliği üzerinde ABD egemenliği iddiasıdır.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır