World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/oct2015/pers-o02.shtml

Lev Troçki’nin öldürülmesinin 75. yılı

David North
2 Ekim 2015
İngilizce’den çeviri (30 Eylül 2015)

Lev Troçki, 21 Ağustos 1940’ta, Sovyetler Birliği’nin o zamanlar GPU olarak bilinen gizli polis teşkilatının bir ajanının bir önceki gün açtığı yaralardan dolayı öldü. Suikast, tarihsel olarak benzeri görülmemiş bir siyasi gericilik dalgası bağlamında gerçekleşmişti. Avrupa’da faşist rejimler, Almanya’da, İtalya’da ve İspanya’da iktidarı almıştı. İkinci Dünya Savaşı, Polonya’nın, Stalin-Hitler Anlaşması’nın imzalanmasından yalnızca günler sonra, 1 Eylül 1939’da, Nazi Almanyası tarafından istila edilmesiyle, yaklaşık bir yıl önce başlamıştı. Sonraki emperyalist şiddet nöbetinde, on milyonlarca insanın yaşamı yok edildi. Bu, Sosyal Demokrat ve Stalinist partilerin, İkinci Dünya Savaşı’nın patlamasından önceki yıllarda işçi sınıfının devrimci mücadelelerini kasıtlı olarak sabote etmesinin korkunç sonucuydu.

1917 Ekim Devrimi’nin yaşayan en büyük önderinin öldürülmesi, Stalinist rejimin, Bolşevik devrimin zaferini garanti altına alan, tarihteki ilk işçi devleti olarak Sovyetler Birliği’ni kuran ve kapitalizm ile emperyalizmin alaşağı edilmesini uluslararası işçi hareketinin önüne gerçekleşebilir stratejik bir hedef olarak koyan kahraman sosyalist işçi ve aydın kuşağını ortadan kaldırmasının doruk noktasına işaret ediyordu.

Stalin’in bürokratik terör rejimi, daha Troçki öldürülmeden önce, SSCB içindeki yüz binlerce devrimciyi katletmişti. 1936-1938 yılları arasında Moskova’da gerçekleşen, Bolşevik Parti’nin onlarca önderini mahkum eden düzmece yargılamalar, yalnızca, ölüm saçan daha kapsamlı bir terör dalgasının aleni dışavurumuydu. Stalin’in canice saldırısı, onun kendi rejimi için doğrudan siyasi tehdit olarak gördüğü Yaşlı Bolşevikler ile sınırlı değildi.

Stalinist terör, Ekim Devrimi’nin ardından gelişmiş olan sosyalist enternasyonalizmden derinlemesine etkilenmiş tüm Sovyet kültürünün imhasını amaçlayan bir savaştan başka bir şey değildi. Yazarlar, müzisyenler, ressamlar, matematikçiler, fizikçiler, biyologlar, ekonomistler ve mühendisler zulme uğradılar, vahşi esir kamplarına gönderildiler, işkence gördüler ve katledildiler. Yabancı komünist partilerin üyeleri, yalnızca Troçki’ye sempati besledikleri kuşkusuyla, topluca kurşuna dizildiler. Tüm parti önderliği tasfiye edildi.

Stalinist rejimin işlediği korkunç suçlar, “Troçkizme karşı mücadele” bayrağı altında gerçekleştirildi. Troçki’ye yönelik amansız nefret kampanyası, yalnızca, Stalin’in boyun eğmez siyasi karşıtına yönelik saplantılı intikam arzusunun ifadesi değildi. Daha önemlisi, Troçki, canlı bir örneği olduğu tarihte ve uğruna mücadele ettiği programda, Stalinist bürokratik-ulusalcı rejimin bilinçli sosyalist-enternasyonalist yadsınmasını temsil ediyordu.

Günümüz akademisyenleri arasında, Troçki’nin Stalinist rejime bir tehdit oluşturmadığı biçiminde basmakalıp bir düşünce var. Stalin’in kişisel arşivinin bir incelenmesi, bu tür sinik değerlendirmeleri yalanlamaktadır. İktidar olanaklarının herhangi birine sahip olmaksızın sürgünde olmasına rağmen, Troçki’nin hayaleti Stalin’in gözünün önünden gitmiyordu. Stalin’in biyografisini yazan General Dmitri Volkogonov, Stalin’in “kendi çalışma odasında, Troçki’nin neredeyse bütün eserlerini, altı çizilmiş ve yorumlarla işaretlenmiş şekilde” tuttuğu bir “özel dolap” olduğunu belirtiyor ve “Troçki’nin Batı basınına verdiği her röportaj ya da yaptığı her açıklama hemen [Rusça’ya] çevrilip Stalin’e veriliyordu” diye aktarıyor. Diktatörün Troçki korkusunu betimleyen Volkogonov şöyle yazıyordu:

Troçki’nin yalnızca kendisi için değil ama SSCB içindeki bütün sessiz destekçileri ve muhalifler adına ifade ettiği düşünceler, Stalin için özellikle can sıkıcıydı. Önder, Troçki’nin, Stalinist Çarpıtma Ekolü, Bolşevik Parti’nin Üyelerine Açık Mektup ya da Stalinist Termidor gibi eserlerini okuduğunda, öz denetimini neredeyse yitiriyordu.

Stalin’e göre, Troçki’nin oluşturduğu tehdit Sovyetler Birliği içindeki gizli ve potansiyel muhalefet ile sınırlı değildi. Troçki’nin Dördüncü Enternasyonal uğruna mücadelesi; yani sosyalist enternasyonalizmi tüm ülkelerdeki işçi sınıfının programı olarak yeniden kurmak, Stalin tarafından, Kremlin’in egemen bürokrasi yararına izlediği ulusalcı politikalara yönelik en büyük tehdit olarak görülüyordu.

Troçki’nin Ağustos 1940’ta öldürülmesi, GPU ajanlarının Avrupa’daki ve ABD’deki uluslararası Troçkist harekete sızması kanalıyla, yıllar içinde hazırlanmıştı. Stalinist ajanlar, faaliyetlerinin ilk aşamasında, hizipçilik ve entrikalar yoluyla, Uluslararası Sol Muhalefet’in (Dördüncü Enternasyonal’in önceli) parçası olan küçük Troçkist örgütlerin faaliyetini aksatmaya çalıştılar.

Bu ajanların en önemlileri, Sol Muhalefet’in Almanya şubesi içinde karışıklık yaratan ve böylece Hitler’in 1933’te iktidara gelmesinden önceki çok önemli yıllarda onun siyasi etkinliğine zarar veren, Senin ve Well olarak tanınan Sobolovecius kardeşlerdi. Senin ve Well, Almanya’daki siyasi felaketin ardından, GPU’nun Troçkist harekete karşı Avrupa’daki ve ABD’deki faaliyetlerinde önemli ve ölümcül bir rol oynamaya devam edeceklerdi.

GPU’nun ajanları içinde en adı çıkmış olanı, Polonyalı bir siyasi göçmen olan ve Fransa’daki Troçkist harekete sızdırılan Mark Zborowski idi. Partide “Etienne” adını kullanan Zborowski, işbirlikçisi (ve kendisini onun “Siyam ikizi” olarak betimleyen) Lola Dallin’in büyük yardımıyla, başarılı bir şekilde Dördüncü Enternasyonal’in önderliğine sızmıştı. O, Troçki’nin en büyük oğlu ve Dördüncü Enternasyonal’in Avrupa’daki önderi olan Lev Sedov’un kadim siyasi yardımcısı haline geldi. GPU, Zborowski-Etienne’in sağladığı bilgilerle, Kasım 1936’da, Troçki’nin arşivinin Paris’teki bir araştırma merkezinde gizlice depolanmış olan değerli bir bölümünü çalmayı başardı. Bununla birlikte, Kremlin, Troçki ile Sedov’un gıyabında ölüme mahkum edildiği Moskova’daki birinci yargılamanın ardından, ajanlarından, bu cezayı uygulamanın yolunu bulmalarını istedi.

Stalinist rejim, Troçki’ye yönelik zulmünü ona emperyalizmin bir ajanı iftirasını atarak meşrulaştırmaya çalışırken, kapitalist ülkelerdeki egemen seçkinler, Stalin’in bu zulüm gören devrimciye karşı açtığı savaşa olan sempatileri konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmadılar. ABD’de, New York Times’ın Moskova muhabiri Walter Duranty, düzmece yargılamaların hukuksal eksiksizliğine kefil oluyordu. Çok sayıda liberal aydın, ABD Komünist Partisi ile Roosevelt yönetimi arasındaki güçlenen bağlar yararına, Moskova’da Yaşlı Bolşeviklerin öldürülmesini haklı göstermek ve Troçki’ye yönelik saçma iddialara inanılırlık kazandırmak için olağanüstü bir çaba gösterdi.

Ağustos 1936’da birinci yargılama başladığında, Troçki “demokratik” Norveç’te sürgündeydi. Onun bu komployu teşhir etmeye yönelik çabaları, bu ülkenin, Stalin’i gücendirmekten kaçınan Sosyal Demokrat hükümeti tarafından engellendi. Troçki ve eşi Natalya Sedova ev hapsine tabi tutuldu ve onların basınla ya da destekleyicileri ile bütün ilişkileri kesildi. Troçki, en yakın siyasi yardımcıları ile iletişim kurma hakkından mahrum edildi. Norveç’teki Sosyal Demokrat hükümet, bir süre, Troçki’nin Sovyetler Birliği’ne geri gönderilmesini bile düşündü. Sonunda, büyük ressam Diego Riviera’nın yardımıyla, sol-ulusalcı Lazar Cárdenas yönetimi, Troçki’ye Meksika’ya sığınma hakkı tanıdı. Yaşlı ama hala dinç devrimci, Ocak 1937’de Meksika’ya ulaştı.

Troçki, hemen büyük bir “karşı yargılama” örgütlemeye koyuldu. Onun [karşı yargılamanın] amacı, yalnızca Stalin’in suçlamalarını çürütmek değil; aynı zamanda, bu duruşmaları canice bir komplo olarak teşhir etmekti. Troçki, Moskova duruşmalarını suçlayan ve filme alınan bir açıklamasında şunları söyledi:

Stalin’in bana yönelik yargılaması, egemen klik yararına modern engizisyon yöntemleriyle zorla alınmış sahte itiraflar üzerine kuruludur. Tarihte, amacı ve uygulaması, Zinovyev-Kamenev’in ve Pyatakov-Radek’in [yargılandığı] Moskova duruşmalarından daha kötü bir başka suç yoktur. Bu yargılamalar komünizmden, sosyalizmden değil ama Stalinizmden; yani, bürokrasinin halk üzerindeki olağanüstü zorbalığından gelişmiştir.

Şimdi, benim başlıca görevim nedir? Gerçeği ortaya çıkarmak; gerçek suçluların suçlayıcı kisvesi altında gizlendiğini göstermek.

Troçki’nin çağrısı, ünlü Amerikalı liberal düşünür John Dewey’in başkanlığında uluslararası bir soruşturma komisyonunun oluşturulmasına yol açtı. Nisan 1937’de, komisyonun üyeleri, Troçki’nin siyasi ilkelerinin, düşüncelerinin ve faaliyetlerinin bütün yönleri ile ilgili bütün soruları yanıtladığı açık oturumların yapıldığı Meksika’ya gitti. Troçki, 11 gün boyunca ifade verdi. Komisyonun üyeleri, ardından ABD’ye döndüler ve kanıtları değerlendirip, Aralık 1937’de, kendi kararlarını açıkladılar. Onlar Troçki’yi suçsuz buldular ve Moskova’daki yargılamaları bir komplo olarak mahkum ettiler.

Stalinist rejim, Troçki’nin Moskova Duruşmaları’na ilişkin teşhirine, Dördüncü Enternasyonal’e yönelik saldırılarını arttırarak yanıt verdi. Temmuz 1937’de, Troçki’nin en yetenekli sekreterlerinden biri olan Alman Troçkist Erwin Wolf, İspanya’da görevliyken kaçırıldı, işkence gördü ve öldürüldü. Eylül 1937’de, GPU’dan kaçan, Stalin’i açıkça suçlayan ve Dördüncü Enternasyonal’i desteklediğini ilan eden Ignace Reiss, İsviçre’de, Stalinist gizli polis teşkilatı tarafından bulundu ve öldürüldü. Reis’ın öldürülmesi, ona, Dördüncü Enternasyonal’in Paris merkezine yerleştirilmiş bir GPU ajanı tarafından ihanet edilmiş olduğuna ilişkin kuşkulara yolaçtı. Bu kuşkuların başlıca hedefi Mark Zborowski-Etienne idi. Bununla birlikte, Meksika’daki Natalya Sedova’ya düzenli olarak yazan ve kendisini ve Zborowski’yi özverili yoldaşlar ve Lev Sedov’un yardımcıları olarak gösteren Lola Dallin’in yardımıyla, GPU ajanlarını suçlayanlar savunma konumunda tutuldular.

Şubat 1938’de, Sedov, aniden hastalandı. Onun rahatsızlığı, sıradan bir apandisit iltihabı gibi görünüyordu. O, Lola Dallin tarafından seçilmiş bir hastaneye (Mirabeau Kliniği’ne) kaldırıldı. Oranın Bolşevik karşıtı Rusyalı göçmenler ve GPU ajanları tarafından istila edilmiş olduğu biliniyordu. Zborowski, GPU’yu, Sedov’un hastalığı ve bulunduğu yer konusunda bilgilendirdi. Sedov, sıradan bir operasyonun ardından iyileşiyor gibi görünüyordu. Ama onun durumu birden bire kötüleşti, bilincini yitirdi ve acı içinde öldü. Sedov’un ölümünün maddi nedenleri hiçbir zaman tam olarak belirlenmedi. Eldeki kanıtlar, onun ya kasıtlı yanlış tedavinin ya da zehirlemenin yol açtığı bir karınzarı iltihabından öldüğüne işaret ediyor. Ama Sedov’un ölümüne neyin neden olduğu hala bilinmiyor. Hiç kuşku yok ki, eski Troçkist Georges Vereeken’in (1896–1978) sözleriyle, “Troçki’nin oğlu, Zborowski tarafından, kasıtlı olarak GPU katillerine teslim edilmişti.”

Zborowski ve Dallin, Lev Sedov’un öldürülmesinin ardından, onun yaslı anne-babasına dokunaklı bir başsağlığı mesajı gönderdi. Bununla birlikte, Zborowski’ye ve Dallin’e yönelik kuşkular arttı ve Troçki bir soruşturma komisyonu kurulması yönünde çaba gösterdi. Temmuz 1938’de, Dördüncü Enternasyonal’in kuruluş kongresinin toplanmasından yalnızca altı hafta önce Paris’teki dairesinde aniden ortadan kaybolduğunda, Dördüncü Enternasyonal’in sekreteri Rudolf Klement’in elinde, Troçki’nin bir komisyon kurulmasına yönelik çağrısı olduğuna inanılıyor. Klement’in parçalanmış bedeni, en sonunda, Seine Irmağı’ndan çıkartıldı. Bir yıl içinde, Dördüncü Enternasyonal içindeki dört önemli kişi öldürülmüştü. GPU’nun suikast ekipleri, her bir olayda, Zborowski-Etienne tarafından sağlanmış bilgilere göre davranmıştı. Dahası, Zborowski, Sedov’un ve Klement’in öldürülmesiyle birlikte, Dördüncü Enternasyonal’in kuruluş kongresine resmi Rus delegesi olarak katıldı.

GPU onun en yakın çalışma arkadaşlarını ve destekleyicilerini öldürürken, Troçki’ye yönelik suikastın hazırlıkları yoğunlaşıyordu. Troçki hakkında ve ona ulaşmak için bilgi peşinde koşan GPU, 1938 yılında, Sosyalist İşçi Partisi’nin (SWP) New York’taki merkezine bir ajan yerleştirmeyi başardı. Bu ajan, Komünist Parti’nin genç üyelerinden ve Zalmond Franklin adlı Stalinist ajan ile evli, Sylvia Franklin parti adlı biriydi. Franklin’i, ABD’deki üst düzey GPU ajanlarından biri olan ve onu bu göreve seçen Gregory Rabinowitz’e (takma adı “John”), Stalinist Daily Worker gazetesinin, aynı zamanda Troçkist karşıtı casusluk operasyonlarına büyük ölçüde katılmış olan yazı işleri müdürü Louis Budenz tanıştırmıştı. O, Sylvia Caldwell parti adını aldı ve kısa süre sonra, SWP’nin ulusal sekreteri James P. Cannon’un özel sekreteri olmayı başardı. Sylvia Caldwell, bu konumda, Cannon ile Troçki arasındaki bütün iletişime ulaşabiliyordu. O, Cannon’un bürosundaki belgeleri sistematik olarak kopyalamış ve GPU’ya teslim etmişti.

Troçki’ye yönelik komplodaki bir diğer önemli adım, yine Rabinowitz ile birlikte çalışan Budenz, Komünist Parti’nin üyesi Ruby Weill ile Troçkist hareket içinde aktif olan Sylvia Ageloff adlı eski bir dostu arasındaki arkadaşlığı gizlice yeniden canlandırdığı zaman atıldı. Weill, 1938’de Avrupa’ya yaptığı bir yolculukta Ageloff’a eşlik etti ve orada, Ageloff’u, ileride Troçki’yi öldürecek olan “Frank Jacson” kod adlı Ramon Mercader ile tanıştırdı.

GPU, Troçki’nin Coyoacan’daki villasına da ajanlar yerleştirmişti. Yıllar sonra, Mayıs 1956’da, Sovyet casusluğuna ilişkin bir Senato soruşturması sırasında, Thomas L. Black olarak adlandırılan eski bir Amerikalı GPU ajanı, Rabinowitz tarafından, Troçki’ye yönelik komploda yer almak üzere seçildiğini itiraf etti. O, Senato komitesine şunları söyledi:

Önce Coyoacan’a gidecektim ve orada, Troçki’nin evinde diğer Sovyet ajanları olacaktı. Ona bunların kimler olacağını sordum.

O, bunu zamanı geldiğinde öğreneceğimi söyledi.

Black’e, planlanan görevin doğasını bilip bilmediği soruldu. O, “Troçki’nin öldürülmesini ayarlamak” yanıtını verdi.

Ama sonuçta, Black, Meksika’ya gitmedi ve suikaste katılmadı. Bununla birlikte, ajanlar Coyoacan’a yerleştirilmiş ve -sonraki kanıtların doğruladığı üzere- SWP’nin içindeki en az bir Amerikalı GPU ajanı, suikaste katılmak üzere 1940 ilkbaharında New York’tan Meksika’ya gönderilmişti.

Troçki, Stalinistlerin onu öldürmeye ve Dördüncü Enternasyonal’in gelişmesini engellemeye yönelik çabalarının farkındaydı. O, Kasım 1937’de, “Bütün İşçi Örgütlerine Açık Mektup”u yazmıştı:

İşçi hareketi, daha önce, kendi saflarında, Stalin’in kliği ve onun uluslararası ajanları kadar kötü niyetli, tehlikeli, güçlü ve ilkesiz bir düşmana sahip olmamıştır. Bu düşmana karşı mücadelede ihmalkarlık, ihanetle eşanlamlıdır. Ciddi devrimciler değil ama yalnızca lafebeleri ve amatörler dokunaklı öfke patlamalarıyla yetinebilirler. Bir plana ve örgütlenmeye sahip olmak gerekiyor. Stalinistlerin manevralarını, entrikalarını ve suçlarını izleyecek, işçi örgütlerini yedekte bekleyen tehlikeler konusunda uyaracak ve Moskovalı gangsterleri bertaraf etmenin ve onlara direnmenin en iyi yöntemlerini geliştirecek özel komisyonların oluşturulması ivedidir.

Bu paragraf, SWP tarafından suikastin ardından propagandası yapılan, Troçki’nin GPU’nun Dördüncü Enternasyonal için oluşturduğu tehlikeye karşı önlemler almak şöyle dursun, onu tartışmaya bile kesinlikle karşı çıktığı biçimindeki saçma ve yalancı iddiayı çürütmektedir. Tarihsel kayıtlar, Troçki’nin aktif bir şekilde GPU’nun operasyonlarını açığa çıkarmaya ve etkisiz hale getirmeye çalıştığını gösteriyor. Bununla birlikte, bu çabalar, Dördüncü Enternasyonal’in içine yerleştirilmiş ajanlar tarafından engellenmişti.

GPU’da üst düzey bir konuma sahip olan Alexander Orlov, 1938 yılı sonlarında Sovyetler Birliği’nden ayrıldı. O, GPU’nun Dördüncü Enternasyonal’e yönelik operasyonlarını derinlemesine biliyordu. Nedeni belirsiz kalmasına rağmen, Orlov, Troçki’ye, “Mark” adı birini GPU ajanı olarak tanımladığı gizli bir mesaj iletti. Orlov, söz konusu ajanın soyadını bilmiyordu ama o, açıkça Zborowski-Etienne idi. Orlov’u tanımayan Troçki, hemen bu bilgiyi ileten kişi ile bağlantı kurmaya çalıştı. Bu çaba, bilinmeyen nedenlerle başarısız oldu.

Orlov, aylar sonra, ikinci ve Paris’teki ajana ilişkin daha ayrıntılı bir ihbar gönderdi. Bu mektup, aynı zamanda, Troçki’yi, kadın bir GPU ajanının Meksika’ya geleceği ve onu zehirlemeye çalışacağı konusunda uyarıyordu. Kısa süre sonra, 1939 yazında, Lola Dallin Meksika’ya geldi. Troçki, onun önüne bu mektubu koydu. Dallin, sonradan Senato’nun alt komitesine verdiği ifadede, Troçki’yi bu mektubun bir GPU aldatmacası olduğuna inandırdığını iddia etti. O, Troçki’ye, “Nasıl çalıştıklarını görüyor musun? Onlar senin Fransa’da elde kalan insanlarla ilişkilerini kesmeni istiyorlar.” demiş. Troçki, Dallin’in uyarıyı itibarsızlaştırma çabasına rağmen, onun adı bilinmeyen yazarıyla bir kez daha ama başarısız şekilde ilişki kurma girişiminde bulundu.

Dallin’e gelince, o -Senato’daki ifadesine göre- Paris’e dönünce, Zborowski’yi, Troçki’ye ulaşmış olan uyarılar konusunda uyarmış. Bu bilgi, Troçki’nin Paris’teki destekçilerine yaptığı, Zborowski’nin hareketlerini gizlice izleme önerisini faydasız kıldı.

24 Mayıs 1940 sabahı erken saatlerde, fanatik Stalinist bir ressam olan David Alfaro Siqueiros önderliğinde otomatik silahlarla donanmış Stalinist bir baskın birliği, Troçki’nin Avenida Viena’daki villasının bahçesine girmeyi başardı. Onların duvarlara tırmanması ya da giriş kapısını havaya uçurmak için patlayıcılar kullanması gerekmedi. Kapı, SWP’ye katılmış olan 25 yaşındaki New York Cityli Stalinist Robert Sheldon Harte tarafından açılmıştı. Kişisel ve siyasi özgeçmişi bilinmeyen Harte, SWP önderliğini karakterize eden güvenlik konusundaki duyarsızlıkla, kısa süre içinde, Troçki’nin koruma ekibinde görevlendirilmek üzere gönderilmişti.

Saldırganlar yatak odasını otomatik silahlarla tararken, Troçki ve Natalya, yatağın altına kaçarak, bir mucize eseri yaşamayı başardı. Saldırı, Troçki’nin koruma ekibinin açık hazırsızlığını ortaya koymuştu. Baskın birliğinin görevini yerine getirdiğini düşünerek villadan çekilmesinin ardından, bahçeye önce Troçki çıktı. O, muhafızlarını aramak zorunda kalmıştı. Onların hiçbiri silahını ateşlememişti. Saldırıyı geri püskürtmeye kalkışan az sayıda muhafız bunu başaramamıştı; çünkü otomatik silahları, belli ki yanlış mermi kullandıkları için tutukluk yapmıştı.

Saldırının hemen ardından, Sheldon Harte’nin rolü hakkında sağlam temellere dayanan kuşkular ortaya atıldı. O, baskın birliği ile birlikte ortadan kaybolmuştu ve görgü tanıkları, Harte’nin villayı kendi isteğiyle terk etmiş olduğunu gösteriyordu. Harte’nin New York’taki dairesinde Stalin’in bir resmi bulunmuştu; sahip olduğu bir sözlük, Siqueiros’un imzasını taşıyordu. Saldırıdan haftalar sonra, Harte’nin bedeni bulundu. Siqueiros’un çetesinin üyeleri onu öldürmüştü. Troçki, o noktada, Harte’ye yönelik iddiaları kabul etmemişti. Ama Harte’nin tavırlarındaki garip ve oldukça kuşkulu yanlar, Troçki’nin bu ölü adamın kesinlikle masum olduğunu açıklamasına izin vermiyordu. O, Harte’nin, yaşamına yönelik saldırıya karışmış olabileceği ihtimalini açık bıraktı. Her durumda, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan balgeler, Harte’nin gerçekten de bir Stalinist ajan olduğunu inkar edilemez biçimde ortaya koydu. O, saldırının örgütlenmesi ve gerçekleştirilmesi ile ilgili bilgileri saklayıp saklayamayacağı konusunda Siqueiros ondan kuşku duyduğu için öldürülmüştü.

Troçki, yaşamının son haftalarında, Stalinist cinayet makinesinin teşhir edilmesine büyük bir enerji harcadı. O, 24 Mayıs’taki saldırı ile ilgili iki önemli doküman yazdı: 8 Haziran 1940’ta tamamlanan “Stalin Benim Ölmemi İstiyor” ve öldürülmesinden yalnızca üç gün önce, 17 Ağustos 1940’ta tamamlanmış olan “Komintern ve GPU”.

20 Ağustos 1940’ta, akşamüstü beşten kısa süre sonra, Frank Jacson, beklenmedik şekilde Avenida Viena’daki villaya geldi. Troçki, Jackson’ın bir önceki ziyaretinin ardından, onun garip davranışlarına yönelik memnuniyetsizliğini ifade etmişti. O, Jackson’ın Fransız olduğu iddiası konusundaki kuşkusunu dile getirmişti. Onun Dördüncü Enternasyonal’e olan ilgisinin doğası, Sylvia Ageloff ile ilişkisi hariç, bütünüyle bilinmez ve incelenmemiş kalmıştı.

Ama Troçki’nin kaygıları dikkate alınmadı ve Jackson yerleşkeye alındı. Sıcak ve güneşli bir gün olmasına karşın, Jackson, içinde bir demir uçlu dağcı sopası, otomatik bir tabanca ve büyük bir kama gizlediği bir yağmurluk giyiyordu. Jackson’ın, çalışma odasına girerken tek başına Troçki’ye eşlik etmesine, en temel güvenlik önlemlerini çiğneyerek izin verildi. Birkaç dakika sonra, Troçki, Jackson tarafından yazılmış bir makaleyi gözden geçirirken, katil Troçki’ye arkadan demir uçlu dağcı sopasıyla vurdu. Jackson, başa indirilmiş darbenin Troçki’yi bilinçsiz hale getireceğini öngörmüştü. Ama Troçki bağırmaya başladı, sandalyesinden kalktı ve katiline karşı koydu. Muhafızlar çalışma odasına girdi ve Jackson’ı silahsızlandırdı.

Troçki, hastaneye görütülürken, yavaş yavaş bilincini yitiriyordu. O, saldırıdan 26 saat sonra, 21 Ağustos 1940’ta öldü. Altmış birinci doğum gününe iki ay vardı.

Troçki’nin öldürülmesi, uluslararası işçi sınıfına indirilmiş yıkıcı bir darbeydi. Eğer, kadın ya da erkek, sosyalizm davasından siyasi olarak ayrı tutulamaz diye betimlenebilecek biri varsa, Troçki böyle biriydi. O, büyük ve benzersiz bir siyasi deneyimi cisimleştiriyordu. Muhtemelen, Lenin hariç, 20. yüzyılın siyasi tarihinde böylesi devasa rol oynamış başka kimse yoktu. Dahası, Troçki, ölümünden 75 yıl sonra, olağanüstü çağdaş bir kişilik olmaya devam etmektedir. O hala bütünüyle tarihe geçmemiştir. O, geçmişin olduğu kadar günümüzün de figürüdür. Troçki’nin eserleri, teorik ve siyasi düşünceleri, devrimci enternasyonalizmi, içinde yaşadığımız dünyanın sorunlarına, hala büyük bir güçle seslenmektedir. Troçki, 20. yüzyıldan 21. yüzyıla miras kalmış tamamlanmamış devrimci görevlerin büyük sesi olmaya devam etmektedir.

*

David North’la, 3 Ekim ve 10 Ekim 2015 tarihlerinde, (TSİ) saat 20.00 – 21.30 arasında, “GPU Lev Troçki’yi Neden ve Nasıl Öldürdü?” başlıklı bir röportaj yapılacak. Daha fazla bilgi için tıklayın.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır