World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/mar2015/gree-m30.shtml

Tsipras Berlin’de: Almanya ve Yunanistan kemer sıkma politikalarının uygulanmasında “işbirliği” sözü verdi

Johannes Stern
30 Mart 2015
İngilizce’den çeviri (24 Mart 2015)

Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras, 23 Mart günü, Almanya’ya ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Tsipras, bu tür ziyaretlerde alışık olunduğu üzere, Berlin’de tam askeri törenle karşılandı. O, Başbakan Angela Merkel ile birlikte, Bundeswehr’in (Silahlı Kuvvetler) bir şeref kıtasını denetledi. İki başbakan, bunun ardından ortak bir basın toplantısı düzenledi ve ardından akşam yemeği yedi.

Bilgisi olmayan biri bu töreni izlediğinde, Tsipras’ın gelmesinden önce Alman hükümeti ile Atina’daki Syriza hükümeti arasında ciddi bir anlaşmazlık olduğunu anlamakta zorlanırdı. Tsipras’ın bu ilk resmi ziyareti, görünürde normal, neredeyse dostça bir ortamda gerçekleşti. Pazartesi akşamı düzenlenen ortak basın toplantısında, her iki lider de uzlaşmacı davrandı ve karşılıklı işbirliği havası sergiledi.

Tsipras, kendisinin, aynı sosyal demokrat ve muhafazakar öncelleri gibi, kemer sıkma önlemlerini, Avrupa Birliği (AB) ve Alman hükümeti ile sıkı işbirliği içinde sürdürmeye hazır olduğunu vurguladı. Tsipras,“Birbirimizi daha iyi anlamamız gerekiyor. Var olan sorunların üstesinden gelmenin, diyalogdan daha iyi bir yolu yok.” dedi. Tsipras’ın hükümeti, var olan anlaşmalara bağlı kalacak ve gerekli yapısal reformları gerçekleştirecekti. Merkel ile ortak toplantının “verimli” olduğu kanıtlanabilirdi.

Merkel ise “ortaklık ruhuyla samimi işbirliği” ihtiyacına vurgu yaptı. Her iki ülke de AB’nin ve NATO’nun birer parçasıydı ve bu yüzden “Avrupa’da barışı sağlama” ve onun geleceği konusunda büyük bir sorumluluğa sahipti. Kendisi, Yunanistan başbakanının Berlin’de olmasından “çok memnun”du.

Son günlerde Yunan hükümetini sert şekilde eleştiren Alman politikacıları ve medyası, bu buluşmanın hemen öncesinde, sözel saldırılarının tonunu azaltmaya başlamıştı. Son aylarda Yunanistan’a ve “Yunanlılara” yönelik cadı avının başını çekmiş olan Bild gazetesi bile, “Bay Tsipras, Almanya’ya hoş geldiniz!” manşeti attı ve“Yunanistan’ı neden sevdiğimize ilişkin” 50 neden sıraladı.

Haftasonu, Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile Yunan meslektaşı Nikos Kotzias da Almanya ile Yunanistan arasındaki işbirliğine vurgu yaptı. Steinmeier, Dışişleri Bakanlığı’nda Kotzias ile yediği akşam yemeğinin ardından, “Avrupa’da birlikte çözmemiz gereken kuşkusuz büyük ve zorlu sorunların, Yunanistan-Alman ilişkilerinin sağlam temellerini sarsmasına izin vermemeliyiz” dedi.

Kotzias, Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada, “Uzun vadeli dostluk ve ortak çıkarlar var. En önemlisi, birbirimizi daha iyi anlamamız, her iki tarafta da var olan önyargıları kırmamızdır” vurgusu yaptı.

Berlin ile Atina arasındaki iddialı işbirliği gösterisinin başlıca iki nedeni var. İlk olarak, Syriza, geçtiğimiz haftalarda, “troyka” (Avrupa Birliği, Uluslararası Para Fonu ve Avrupa Merkez Bankası) tarafından dayatılmış kemer sıkma önlemlerini sürdürmekle kalmayıp, onları yoğunlaştıracağını ortaya koyarak, Avrupa Birliği’ne ve Alman hükümetine bütünüyle teslim olmuştur.

Tsipras, Avrupa Birliği’nin önde gelen siyasetçileri ile Perşembe günü Brüksel’de düzenlenen bir üst düzey toplantıda, tüm kesintileri uygulama sözü vermiş ve yeni bir kemer sıkma listesi üzerinde anlaşmıştı. Medyada yer alan haberlere göre, hazırlanan liste, işçi sınıfına yönelik kapsamlı saldırıları içeriyor.

Spiegel Online, “önceki hükümetin, Tsipras hükümetinin durdurmuş olduğu nefret edilen özelleştirme programı yeniden başlatılacak” diye yazdı. Bu özelleştirme programı, başka şeylerin yanı sıra, Frankfurt havaalanını işleten Fraport’un Yunanistan’daki 14 havaalanını, önceden üzerinde anlaşıldığı gibi devralmasına olanak sağlıyor. Bununla birlikte, Yunan hükümeti, Selanik Limanı’nın aralarında olduğu diğer önemli ulaşım tesislerindeki hisselerin “yalnızca” yüzde 49’a kadarını satacak.

Syriza, aynı zamanda, Alman modelini izleyerek, emeklilik yaşını 67’ye yükseltmek istiyor. Gelecekte, yalnızca en az 40 yıl boyunca çalışanlar 62 yaşında emekli maaşı alabilecekler. Daha önce emekli olanların maaşlarında keskin kesintiler yapılacak.

Ayrıca, OECD ile birlikte yapısal reformlar için geliştirilmiş, Yunan ekonomisinin ve işgücü piyasasının daha fazla liberalleşmesi ile eşanlamlı bir “takım seti” söz konusu. Syriza, resmi olarak, tekelleri kırmak ve kamu ihalelerindeki yolsuzluklarla savaşmak istiyor. Daha açık şekilde ifade edersek, bu, uluslararası mali sermayenin Yunan işçilerini ve ülkenin kaynaklarını sömürmesi için daha iyi koşullar yaratmak demektir.

Yeniden keşfedilmiş Alman-Yunan “dostluğu”nun ikinci nedeni jeopolitik bir özelliğe sahip. Brüksel, Washington, Berlin ve Atina, Grexit’in (Yunanistan’ın avrodan çıkmasının) ne pahasına olursa olsun engellenmesi gerektiğini düşünüyor.

Avrupa Konseyi’nin Başkanı Donald Tusk, geçtiğimiz hafta başında Süddeutsche Zeitung’a verdiği bir röportajda, AB’nin birliğini ve Amerika Birleşik Devletleri ile ittifakı hatırlattı. “Yunanistan’ın ayrılmasını önlemek zorundayız. Bu, kesinlikle bir felaket olur… Bizim artık, bunun yalnızca para ile ilgili olmayıp jeopolitik bir durum olduğunu anlamamız ve ona odaklanmamız gerekiyor.”

Tusk, “Yunanistansız bir Avrupa’yı düşünebiliyor musunuz? Libya’daki kriz, Balkanlar’daki, Moldova’daki, Transdinyester’deki, Kıbrıs’taki kırılgan durum ve ardından da Yunanistan’ın ani ayrılmasını?” sorusunu sordu ve şu uyarıda bulundu: “[Bunun] Avrupa’ya yönelik sonuçları yalnızca mali olmayacak. Yunanistan’ın ayrılması, Avrupa Birliği’nin tarihindeki en dramatik bölüm olacaktır.”

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa Bölümü’nün başındaki Victoria Nuland, geçtiğimiz hafta, Atina ile troyka arasında bir anlaşmaya varılmasını talep etmek amacıyla Yunanistan’a gitmişti. Deutsche Presse Agentur’un haberine göre, Washington, Yunanistan’ın avrodan ayrılmasının “NATO’nun güneydoğu kanadı için ciddi sonuçları” olabileceği için “hızlı bir çözüm” istiyordu.

Nuland, ABD dış politikasının, Ukrayna krizinde Rusya’ya yönelik askeri baskıyı arttırmak isteyen şahinlerinden biri. Onlar, AB’nin ve NATO’nun ABD önderliği altındaki birliğini bunun önkoşulu olarak görüyorlar.

ABD ile Almanya arasındaki Rusya’ya yönelik ortak yaptırımların türüne ilişkin gerilimlere rağmen, Alman egemen sınıfı, genel olarak, Grexit’in engellenmesi gerektiği düşüncesinde.

Tsipras ile Merkel’in Berlin’de buluştuğu ve Avrupa’nın birliğini hatırlattıkları sırada, Steinmeier, Slovakya’ya yaptığı ziyarette, “Yunanistan’ın avrodan ayrılması konusunda gereğinden fazla tartıştık. Şimdi bir kez daha ciddi olarak konuşmamız gerekiyor.” dedi. O, Yunanistan’ın kurtarılmasında yaşanacak bir başarısızlığın “tüm dünya” tarafından hissedileceği ve AB’nin “saygınlığı”nın altını oyacağı uyarısında bulundu.

Alman burjuvazisi, giderek daha açık bir şekilde, kıtayı kendi önderliği altında birleştirme amacı peşinde koşuyor. Savunma Bakanı Ursula von der Leyen, daha geçtiğimiz Cuma günü, transatlantik düşünce kuruluşu German Marshall Fund’un [Alman Marshall Fonu] Brüksel’deki bir toplantısında, bir Avrupa ordusunun kurulmasını destekledi.

Tsipras’ın itaat etmesine rağmen, uluslararası mali piyasalar, AB’nin bütünlüğünü aşırı militarist ve işçi sınıfı karşıtı temelde sağlamak için, Yunanistan’a yönelik ekonomik baskıyı sürdürüyor. Örneğin, Frankfurter Allgemeine Zeitung’un Pazar baskısı, AB Komisyonu’nun iç hesaplarından alıntı yaparak, Yunan hükümetinin, yalnızca, 8 Nisan’a kadarki ücretleri ödemeye ve mali piyasalardaki alacaklıların taleplerini karşılamaya yetecek kadar parası olduğunu bildirdi. Gazete, Tsipras’ın önünde “bir reformlar listesini kredi verenler ile birlikte koordine etmek için iki haftası” olduğunu yazdı.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır