World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/mai2015/syri-m06.shtml

Suriye rejimine karşı ABD-El Kaide saldırısı

Patrick Martin
6 Mayıs 2015
İngilizce’den çeviri (29 Nisan 2015)

El Kaide ile bağlantılı bir grubun Amerika Birleşik Devletleri tarafından silahlandırılan ve desteklenen bir grupla yan yana verdiği bir dizi savaşta Suriye’nin kuzeybatısındaki son derece kritik İdlib vilayetinin kontrolünü ele geçiren asi güçler, Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a bağlı ordu birlikleri karşısında önemli kazanımlar elde ettiler.

Cisr eş Şuğur kentinin Cumartesi günü düşmesiyle, vilayetteki diğer hükümet güçlerinin bağlantısı koparıldı ve etrafları kuşatıldı. Onlara, [artık] yalnızca havadan ikmal sağlanabilir. Asi güçler, 28 Mart’ta, vilayetin başkenti olan İdlib kentini ele geçirmişti ki bu, Esad rejiminin Suriye’nin 14 vilayet başkentinden kaybettiği ikincisiydi.

Esad’ın, baskın olan Alevi nüfus içinde güçlü bir siyasi dayanağa sahip olduğu kıyı vilayetleri Lazkiye ile Tartus’u, ülkenin en büyük kenti ve dört yıllık iç savaşın en kanlı savaş alanlarından biri olan Halep’ten ayıran İdlib vilayeti kritik bir stratejik konuma sahip. Basında yeralan haberlere göre, asi güçler, Lazkiye vilayetindeki en yakın Alevi köylerinin sadece 9-10 kilometre doğusundalar.

Suriye hükümet medyası, Cisr eş Şuğur’un Cumartesi günü, Qarmeed civarındaki bir askeri üssün de ertesi gün düştüğünü bildirdi. Hükümet, hükümet güçlerinin “Türkiye sınırından akan büyük sayıda terörist gruplarla karşı karşıya” olduğunu söyleyen devlet haber ajansı SANA aracılığıyla, aralarında Türkiye’yi, Katar’ı, Suudi Arabistan’ı ve ABD’yi kapsayan dış güçleri suçladı.

Bu iddianın bir propaganda olmadığı, İdlib vilayetindeki mücadelede İslamcıların ve ABD destekli “asiler”in ittifakını betimleyen, genel olarak Esad’a düşman olan Amerikan ve Avrupa basınının çok sayıda haberiyle doğrulandı.

McClatchy News Service’in Cisr eş Şuğur’un düşmesi ile ilgili haberinin başlığı, hayal gücüne yer bırakmıyor: “İslamcıların içinde yer aldığı ABD destekli asiler Suriye’nin stratejik kentini ele geçirdi.”

McClatchy, “Asilerin son zaferi, anlaşılan ABD’nin sağladığı TOW tanksavar füzelerinin yardımıyla, şaşırtıcı biçimde çabuk geldi.” diye bildirdi ve ekledi: “savaş raporları, ABD’nin donattığı asi grupların, ABD’li yetkililerin iki yıldan uzun bir süre önce terörist bir örgüt ilan ettiği Nusra ile bir dereceye kadar birlikte çalıştığını ortaya koydu.”

Söz konusu makale, “ılımlı” ve İslamcı grupların, kentin ele geçirilmesinde hangisinin daha büyük bir rol oynamış olduğuna ilişkin çelişkili iddialarını aktardı. McClatchy, “Çatışma, Ahrar el Şam [bir diğer İslamcı grup] ve Nusra ile birlikte İdlib kentini ele geçirmelerinden sadece dört gün önce, 24 Mart’ta kurulan diğer grupların dahil olduğu bir şemsiye örgütü olan Fetih Ordusu tarafından duyuruldu.” diyor.

Belirtildiğine göre, asilerle bağlantılı televizyon kanalı Orient News, Cisr eş Şuğur’un kent meydanında, El Kaide ve ona bağlı grupların uzun süredir sembolü olan siyah bayrağı yükselten asi savaşçıların videosunu yayınlanmış. Ayrıca, Usame Bin Ladin’in poster boyutunda fotoğraflarını taşıyan “asi” kamyonlarının fotoğrafları da ortaya çıktı.

New York Times ve Washington Post, aynı olaylara ilişkin (Cisr eş Şuğur’un ve civarındaki üslerin bir asi ittifakı saldırısıyla düşmesi) çok sayıda haber yaptı. Bununla birlikte, onlar, Times’ın “İslamcılar Suriye’nin Kuzeybatı Kentinin Kontrolünü Ele Geçiriyor” başlıklı makalesini yayımlamasıyla birlikte, ABD destekli güçler ile El Kaide arasındaki bağlantıyı önemsiz gibi göstermeye çalıştılar.

Birçok yerel görgü tanığından alıntı yapan McClatchy, Suriye ordusuna ait yaklaşık bir düzine tankı imha eden TOW füzeleriyle silahlanmış Özgür Suriye Ordusu güçleri ile askerlerin yoğun olduğu noktalara saldıran El Nusra intihar bombacıları arasındaki etkin savaş ittifakını betimledi.

Times, TOW füzelerinin yanlış ellere düşmüş olduğunu ileri sürerek, bu bağlantıları gizlemeye çalıştı. Times’a göre, “ABD, geçtiğimiz yıl bazı asi gruplara az sayıda TOW tanksavar füzesi sağladı. Ancak o gruplar, büyük ölçüde, El Nusra tarafından ya bozguna uğratıldı ya da kendisine dahil edildi ki bu, zaten bulanık olan savaş alanını daha da çetrefilli kıldı ve Amerikalı yetkilileri asilere daha güçlü yardım sağlamakta ürkekleştirdi.”

Askeri gerilemelerin Esad’ın Halep’teki ve başkent Şam’daki destekleyicilerinin moraline sert bir darbe indirmiş olduğunu ileri süren Washington Post, saldırının ABD Dışişleri Bakanlığı açısından siyasi faydaları üzerinde yoğunlaştı. Washington Post’un değerlendirmesi, “Asiler Suriye’de ilerlerken, Esad’ın iktidara tutunması her zamankinden daha sallantılı görünüyor.” başlığını taşıyordu.

“Sonuç, El Kaide’nin şubesi El Nusra Cephesi ile çoğunlukla İslamcı tugaylardan ve az sayıda ılımlı taburdan oluşan, beklenmedik bir şekilde birleşmiş Fetih Ordusu adlı bir asi koalisyonu oldu.” diyen Washington Post da, ABD destekli güçler ile El Kaide arasındaki bağları örtbas etmeye çalıştı.

İdlib saldırısı, art arda gelen ABD hükümetlerinin “terörle mücadele” iddialarının propanganda yalanları olduğunu göstermektedir. El Kaide’nin kökeni, Afganistan’da Sovyet Ordusu’na ve Kabil’deki Sovyet destekli rejime karşı CIA tarafından örgütlenmiş gerilla savaşındadır. Usame Bin Ladin, Ortadoğu ve Kuzey Afrika genelinden binlerce başka İslamcı ile birlikte Afgan mücadelesi için seferber edilmiş gerici komünizm karşı mücahitlerden biriydi.

Kenya ve Tanzanya’daki ABD büyükelçiliklerini, Yemen yakınında bir ABD Donanması savaş gemisini hedefleyen ve tabii, 11 Eylül 2001 terör saldırılarını sahneye koyan Bin Ladin, 1990-91 Körfez Savaşı sırasında Amerikan birliklerinin Suudi Arabistan’a yığılması üzerine ABD’li müttefikleri ile ipleri koparmıştı.

Ama El Kaide güçleri, daha sonra, Libya’ya karşı 2011’deki ABD-NATO savaşını desteklemek için CIA tarafından [tekrar ] seferber edildiler ve bu savaşçıların çoğu onun ardından Esad’a karşı savaşmak için Suriye’ye aktarıldı. Benzer şekilde, bizzat ABD’ye yönelik tırmanan saldırılar bakımından El Kaide’nin en tehlikeli şubesi olduğu varsayılan Arap Yarımadası El Kaidesi, Yemen’deki Husi isyancılara karşı ABD destekli Suudi savaşında fiili bir müttefik haline geldi.

El Kaide ile ABD emperyalizmi arasındaki ilişki, Suriye iç savaşında daha da içinden çıkılmaz bir hal aldı. El Nusra Cephesi, Esad rejimine karşı başlıca savaş gücünü oluşturan İslamcıların seferberliğinin parçası olarak, El Kaide’nin Suriye şubesi olarak kurulmuştu. Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD), El Nusra ile rekabetten doğdu ve her iki ülkede [Irak ve Suriye] toprak elde etme hedefleri peşinde, El Kaide ile ilişkilerini açıkça kopardı.

Obama, örgütün Irak’ın en büyük ikinci kenti olan Musul’u ele geçirmesinin ve Bağdat’taki ABD kuklası rejimi sarsmasının ardından, geçtiğimiz yaz, Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı hava saldırıları başlattı. El Nusra ve IŞİD Suriye içinde şiddetli çatışmalar içine girdiğinden beri, aksi yöndeki iddialara rağmen, ABD El Nusra’nın fiili müttefiki haline gelmiş durumda.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır