World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/jan2015/syri-j05.shtml

SYRIZA Yunan kapitalizmini savunma yönünde yeni güvenceler veriyor

Robert Stevens
5 Ocak 2015
İngilizce’den çeviri (23 Aralık 2014)

Bugün [23 Aralık 2014], Yunan milletvekilleri, Yeni Demokrasi ile PASOK’un cumhurbaşkanlığı adayı Stravos Dimas’ın seçilmesi için yapılan seçimin ikinci turunda oy kullanacaklar. Yunan cumhurbaşkanları meclisin beşte üçlük çoğunluğunun oyuyla seçilebiliyor. Cumhurbaşkanının üç turda seçilememesi, hemen genel seçimlere gidilmesine yol açıyor.

SYRIZA (Radikal Sol Koalisyon), en son yapılan iki kamuoyu yoklamasına göre seçmen desteğindeki hafif bir düşüşe rağmen, iktidarda bulunan kriz içindeki Yeni Demokrasi’nin (ND) yüzde 3,4 ile 6,5 puan önünde görünüyor. SYRIZA, bir genel seçimden galip olarak çıkacak.

SYRIZA, 2009’dan beri, önce sosyal demokrat PASOK hükümeti, ardından da aralarında şimdiki ND/PASOK yönetiminin de yer aldığı hükümetler tarafından dayatılan yaşam standartlarındaki acımasız kesintilere yönelik kitlesel muhalefetten yararlanan taraf olmuştur. SYRIZA, 2008 öncesi seçimlerden sadece yüzde birkaç puan oy elde eden bir partiyken, ND’nin yalnızca 170.000 oy gerisinde tamamladığı 2012 genel seçimlerini neredeyse kazanıyordu. SYRIZA, Mayıs ayında yapılan Avrupa seçimlerini, ND’den yüzde 4 fazla oy alarak kazandı. SYRIZA, Alexis Tsipras liderliğinde, kesintilere muhalefet ve nefret edilen “memorandum”un (Yunan hükümeti ile “troyka” olarak bilinen Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu tarafından üzerinde anlaşılmış kemer sıkma anlaşması) feshedilmesi politikası üzerinden bir kampanya yürütmüştü.

Ama SYRIZA, radikal iddialarına rağmen, Yunan devletine ve onun kapitalist temellerine karşı çıkmamaktadır. O, Avrupa Birliği’nin ve onun kurumlarının savunucusudur. SYRIZA’nın perspektifi, toplumun, işçi sınıfının çıkarları doğrultusunda sosyalist dönüşümü değil; üst-orta sınıf için daha iyi koşullar yaratmak ve işçi sınıfının burjuvazi tarafından sömürülmesinin devamını garantiye almaktır.

Avrupa ve ABD egemen seçkinlerine, defalarca, partisinin onların çıkarları için bir tehdit olmadığının güvencesini vermiş olan Tsipras, Eylül ayında, 2009’dan beri uygulanmış olan büyük çaplı ücret ve emeklilik maaşı kesintilerini tersine çevirmenin artık imkansız olduğunu açıkladı.

Wall Street Journal gazetesi, SYRIZA’nın 2012’den beri kat ettiği mesafeyi, bu ayın başlarında özetledi.

“Bay Tsipras, artık ulusallaştırmalar hakkında konuşmuyor” diye yazan gazete, şöyle devam etti: “Syriza, ‘borcunu ödememe’ ifadesinin yerine ‘borç müzakeresi’ ifadesini geçirmiş durumda. Parti, kamu sektöründeki işten çıkarmaları durdurma ve asgari ücret kesintilerini iptal etme sözü verirken, artık işçileri işe geri alacağını söylemiyor. O, ayrıca, hedeflenmiş çok az sayıda vergi dışında, herhangi bir vergi indirimi sağlayamayacağını belirtiyor.”

Sofokleousin adlı finansal haber sitesinde Pazar günü yayınlanan bir makale, SYRIZA’nın, “troyka ile bir mutabakata varmış” olması ve “SEV [Helen İşletmeleri Federasyonu] ve benzeri ekonomik oyuncular” gibi, “Yunanistan’ın avro içindeki varlığını sürdürürken, devletin modernleştirilmesini ve düzgün işlemesini istemesi” olgusundan övgüyle bahsetti. Makale, SYRIZA, “ayrıca, kamu maliyesinin yeniden yapılanması ve etkili işlemesi için girişimde bulunacak.” diye ekledi.

Her şeye rağmen, mali piyasalar, Samaras hükümetinin düşmesi ihtimaline tepki olarak yaklaşık yüzde 13 düşüş gösterdi.

Bu, SYRIZA’nın, uluslararası burjuvaziyi yatıştırmak için yeniden telaşlı bir faaliyete girişmesine yol açtı. Tsipras, 18 Aralık’ta Reuters ile yaptığı röportajda, “Syriza’nın Yunanistan’da iktidara gelmesi durumunda Avrupa’nın mahvolacağına ilişkin 2012’deki korku tellallığının ve bugünkü korkunun” tersine, “SYRIZA’nın zaferi, bu kötü okumayı bozacak ve piyasaları kurtaracaktır. Bu bir güvenlik duygusu yaratacaktır.” iddiasında bulundu.

Tsipras, SYRIZA’nın iktidara geldiğinde “Yunan parlamentosu kanalıyla kemer sıkmayı iptal edeceğiz, kurtarma paketini iptal edeceğiz.” iddialarını tekrarladı ve ekledi: “SYRIZA’nın yönetimindeki bir Yunanistan, kurtarma paketinden, yeni kemer sıkma önlemleri olmaksızın çıkacaktır. Bu, bizim için müzakere edilebilir değildir.”

Bu iddiaların özü şudur: SYRIZA’nın yere göğe sığdırılamayan mevcut kemer sıkma programını kaldırmasına, troyka ile yapılacak ve sürmekte olan kesintilerin yeni bir isim altında yeniden ambalajlanacağı bir başka anlaşma eşlik edecektir.

Bu, Tsipras, troyka ile görüşmelerde, Yunanistan’ın 319 milyar avro tutarındaki borcu konusunda SYRIZA’nın “tek taraflı” talepleri olmayacağını ortaya koyduğu zaman netleşmişti. Tsipras, “’Görüşme’, bizim mutabakata dayalı bir çözüm istediğimiz anlamına gelmektedir” demiş ve eklemişti: “Biz, önemli ve zorlu bir müzakereye hazırız. Bu nedenle, her ne kadar biz gerçekçi olmayan bir şey talep etmeyecek olsak da, Avrupalı ortaklarımızın, başlangıç aşamasında muhtemelen zorlu bir duruş sergileyeceklerinin farkındayız.”

Reuters, SYRIZA’nın, borçların büyük çoğunluğunu ödeme taahhüdünü özetlemeden önce, “O [Tsipras], Avrupa, bir dayanışma göstergesi olarak Yunanistan’ın borcunun büyük bir kısmını ‘azaltması ya da silmesi’ gerektiğini söyledi”diye belirtti.

Tsipras, onlara, “IMF kredilerinin ödenmesi gerektiğini ve ECB’nin elinde bulunan tahvillerin vadeleri için bir uzatma almaya çalışacağını” anlatmış. “O, ayrıca, özel tahvil sahiplerinin elinde bulunan tahvillerin değerinin piyasa değerine indirilmesini kabul etmemiş.”

Yunanistan’ın özel tahvil sahiplerine olan toplam borcunun 56 milyar avro olduğu dikkate alındığında, bu güvence, SYRIZA önderliğindeki bir hükümetin sınıf karakterinin ne olacağını teyit etmektedir.

Reuters, “Bu açıklamalar, Tsipras’ın, partisinin borçların yeniden müzakere edilmesi hakkındaki planını açık bir şekilde ilk kez ortaya koymasıydı.” diyor.

Reuters, Tsipras’ın vaatleri “Atina borsasının”, en son sert düşüşün ardından, “yüzde 1,5’e yakın yükselmesine yardımcı olduğu”na göre, büyük şirketlerin de onu dinliyor olduğu gerçeğine dikkat çekti.

Tsipras’ın röportajını, SYRIZA’nın ekonomi politikasının başındaki John Milios’un Bloomberg Business Week’e verdiği ve özel hisse senedi sahiplerinin mülkiyetindeki borçların, SYRIZA’nın Yunanistan’ın borçları konusunda önerdiği görüşmelere “dahil olmadığı”nı söylediği röportajın ardından geldi. Milios ve SYRIZA’nın önderlerinden Giorgos Stathakis, Kasım ayında, Londra’daki bir kapalı toplantıda, bazı küresel bankaların ve serbest yatırım fonlarının temsilcileri ile buluşmuştu.

Egemen seçkinlerin Avrupa genelinde kemer sıkma programlarından herhangi bir geri çekilmeye karşı çıktığı koşullarda, bir SYRIZA hükümeti, hemen, bu saldırıyı sürdürme yönünde uyarılacaktır.

Bu senaryo, Wall Street Journal’ın alıntı yaptığı ve “Eğer mali ve yapısal politikanın ana unsurlarına sadık kalınırsa, [SYRIZA ile kredi verenler arasında] işbirliği mümkün olacaktır.” diyen, adı açıklanmayan bir “kıdemli Avro bölgesi yetkilisi” tarafından özetlenmişti. O, sözlerini şöyle sürdürüyor: “[Troyka] programı 28 Şubat 2015’te sona erdiği zaman neler olacağını gerçekten merak ediyorum. Eğer Tsipras seçimleri kazanır ve bir program istemezse, o zaman, yalnız kalacak ve piyasalar öfkeden deliye dönecektir. Bu, Yunanistan için oldukça zor bir dönem olacaktır.”

Britanya’daki Channel 4 News’in ekonomi editörü Paul Mason, Yunanistan’ın borç yükü üzerine kısa süre önce yaptığı bir analizde, “Sonraki hükümet, ister şimdiki başbakanın Yeni Demokrasi partisinin önderliğindeki koalisyonun yenilenmesiyle ister Syriza önderliğinde kurulsun, aynı sert borç dinamikleriyle karşı karşıya kalacak.”uyarısında bulundu.

Mason şu gözlemde bulunuyor: “(a) Onun [Tsipras’ın] koşulları iptal etmesi durumunda, 2015 yılında verilecek olan kurtarma kredilerinin yaklaşık 5,3 milyar avroluk kısmı alıkonulacak. Buna ek olarak, onun, troykanın istediği gibi hesapları dengelemesi ve ‘borçlu kalmamak’ için borçlanmayı reddetmesi durumunda, gelecek iki yıl içinde, ek olarak 14 milyar avro bulması gerekecek. (b) O, aynı zamanda, 2015-16’da 5,6 milyar avro getirmesi beklenen özelleştirme programını durduracak ki bu miktar, Yunanistan’ın [onun troykadan aldığı kredilerin sona ermesinin ardından, 2015 ve 2016 mali yılları için] alması gereken 22 milyar avroluk borca eklenecek. (c) Bunun yanı sıra, 2015 yılı, borçların vadesinin uzatılması ya da geri ödenmesi için ağır bir yıl: 2015 yılında 17 milyar avroluk borcun vadesi geliyor ki bu, 2016 ve 2017 yıllarında yedişer milyar avroya, 2018 yılında ise yaklaşık 5 milyar avroya inecek.”

Mason, Bank of America Merrill Lynch’teki uzmanların, “Hükümeti, ilk iki yılında hiçbir yerden borç alamayacak ve ilk yılında 17 milyar avroluk geri ödeme yapacak olan Tsipras’ın, en az 28 milyar avroluk bir bütçe kara deliğiyle karşı karşıya kalacağını düşündüğünü” belirtiyor.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır