World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/feb2015/migr-f14.shtml

İkinci göçmen gemisi İtalya açıklarında kurtarıldı

Chris Marsden
14 Şubat 2015
İngilizce’den çeviri (3 Ocak 2015)

Cuma günü, mürettebatı tarafından terk edilmiş Ezadeen adlı ikinci bir gemi, güvertesinde 450 göçmenle kurtarıldı ve İtalya’ya çekildi. Bu kurtarma, güvertesinde 970 göçmen olan Blue Sky M gemisinin yılbaşı gecesi kurtarılmasının ardından gerçekleşti.

Ezadeen gemisinin yakıtı tükenmişti ve İtalya’nın yaklaşık olarak 65 kilometre güneyinde, dalgalı denizde sürükleniyordu. Gemi, saatlerce dalgalı denizle mücadele ettikten sonra helikopterle güverteye inen üç sahil güvenlik kurtarma timi tarafından kurtarıldı. Yolcuların arasında çocuklar ve hamile kadınlar da vardı ve onların çoğunun Suriyeli olduğu sanılıyor. Onlar, Türkiye’den yola çıktığı söylenen 50 yaşında, 73 metre (240 foot) uzunluğunda Sierra Leone bayraklı canlı hayvan taşıma gemisinde kaderlerine terkedilmişlerdi.

İtalya Sahil Güvenlik Komutanı Filippo Marini’nin açıklamalarına göre, bir mülteci, “Geminin mürettebatı yok. İtalya kıyılarına doğru sürükleniyoruz. Dümende kimse yok.” diyerek yardım çağrısında bulunmuş.

Suriyeli ve Kürt göçmenleri taşıyan Moldova siciline kayıtlı kargo gemisi Blue Sky M, İtalya’nın güneydoğu kıyısındaki kayalıklara beş millik mesafede otomatik pilota alındıktan sonra İtalyan denizciler tarafından durdurulmuştu.

İnsan kaçakçıları, gemiyi, Türkiye’den yola çıkarak Yunan sularından geçirmişlerdi. Eğer helikopterin gemiye indirilmesi başarılı olamasaydı, geminin 45 dakika daha sürüklenmesi, aralarında 60 çocuğun ve biri güvertede doğum yapmış olan iki hamile kadının da yer aldığı yolcuların topluca ölmesiyle sonuçlanacaktı.

Olayı daha da korkunç kılan şey ise bir yolcunun, 30 Aralık Salı akşamı, Yunan 112 Acil hattına, “Suyumuz, yiyeceğimiz ve battaniyemiz yok.” diye yalvaran bir imdat çağrısı göndermiş olması gerçeğidir.

Belirtildiğine göre, Blue Sky M gemisi Türkiye’den Hırvatistan’ın Rijeka Limanı’na gitmek üzere yola çıkmış ve Korfu Adası açıklarındaymış. Yunanistanlı yetkililer bir savaş gemisi ve helikopter göndermişler ama kaptanın geminin tehlikede olmadığını ve yardım istemediğini söylemesi üzerine harekete geçmemişler. Yetkililer bu sözleri kabul ettiler ve gemideki hiç kimsenin tehlikede olmadığını söylediler.

Yunanistan devlet televizyonu, alarmın güvertede silahlı adamlar olduğu için verildiğini bildirdi.

Gemi, ardından, yönünü İtalya’ya doğru batıya çevirmiş. Hava koşulları, iki gün önce alevler içinde kalan ve en az 11 kişinin öldüğü Norman Atlantic feribotunda mahsur kalanları kurtarmayı engelleyecek kadar kötüydü.

Mürettebat, gemiyi altı deniz mili hızla kıyıya çarpacak şekilde programlayarak terk etmiş. Gemi, İtalya'nın güney ucundaki Santa Maria di Leuca yakınlarında, iki helikopterdeki altı sahil güvenlik yetkilisinden oluşan bir tim tarafından durdurulmuş, motor bloke edilmiş. Marini, gemi kıyıya çarpması durumunda "Ölümler ve yıkım olurdu." dedi.

Blue Sky M, yılbaşı arifesinde güveni bir şekilde Çanakkale Limanı’na demirlemiş ve 35 göçmen, çoğu aşırı ısı kaybı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. BBC’ye göre geminin emniyet belgesi aylarca önce iptal edilmiş.

Ezadeen’i İtalya’nın Crotone Limanı’na çeken İzlanda Sahil Güvenliği’nin ICGV Tyr gemisi, Aralık ayından beri, terk edilmiş gemilerin söz konusu olduğu dört olaya karıştı. Bu, emperyalist savaşların ve ekonomik yıkımın Kuzey Afrika üzerinden Avrupa'ya sığınma arayışı içinde olan kurbanlarını ağına düşürüp soyan insan kaçakçılarının yeni bir davranış şeklini gösteriyor.

Ortadoğu’dan, Afrika’dan ve Asya’dan deniz yoluyla Avrupa'ya ulaşmaya çalışan insanların sayısı, son 14 ay içinde Yunanistan tarafından 40.000’den ve İtalya tarafından kurtarılmış olan 170.000’den fazla kişi ile birlikte, 2014 yılında bir rekora ulaştı.

Uluslararası Göç Örgütü’ne göre, 2014 yılında, en az 4.077 kişi yoksulluktan ve savaştan kaçmak için sınırları geçmeye çalışırken öldü. Bunlardan 3.072’si Akdeniz’de öldü ki bu, 2013’te 700 olarak tahmin edilen sayının oldukça üstündedir.

Örgüt, 2000 yılından beri 40.000’den fazla göçmenin öldüğünü açıklıyor. Simona Moscarelli, Toronto Star’a, şimdi, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri herhangi bir zamandakinden daha fazla çatışma olduğunu söyledi. Moscarelli, “[Avrupa’ya] Ulaşanların yarısı çatışmaların, savaşların ya da diktatörlüklerin olduğu yerlerden geliyor.” dedi.

İtalyan hükümetinin, Aralık ayında, 114 milyon avro tutarında harcama yapmayı reddederek “Mare Nostrum” (Bizim Denizimiz) adlı denizde arama ve kurtarma misyonunu bırakmasından beri durum kötüleşti; çünkü kaçakçılar daha büyük gemileri kullanmaya (ve terk etmeye) hazırlar.

“Mare Nostrum”un yerini, Avrupa Birliği tarafından yönetilen ve mali olarak çok az desteklenen Frontex sınır polisinin kontrol ettiği Triton misyonu almış durumda. Bu politika, mülteci ölümlerine olanak sağlamak için etkin bir şekilde tasarlandı; çünkü o, Avrupa’ya girmeye kalkışabilecek olan diğerleri için caydırıcı bir rol oynuyor.

Tahmin edilebileceği gibi, ortaya çıkan her türlü eleştirel değerlendirme, sınır korumanın yetersiz finanse edilmesi üzerinde odaklanmaktadır. Avrupa Parlamentosu’nun Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komisyonu’na başkanlık eden Claude Moraes’un, “Triton kimseyi korkutmuyor” çünkü arkasında egemen bir adalet sisteminin ağırlığı yok, biçimindeki şikayetinden yaygın şekilde alıntı yapıldı.

Egemen sınıf içinde, en umutsuz ve savunmasız olanları dışlamak üzere tasarlanmış ya da çoğu insanın içine düştüğü sıkıntıların sorumlusu olan yeni sömürgeci savaşlar ile şirket yanlısı ekonomik gündemler hiçbir şekilde sorgulanmıyor. Bunun yerine, siyasette ve medyada boy gösteren kişiler, emperyalizmin yarattığı sefaleti istismar ederek 1.000-2.000 dolar para kazanan suçlulara öfkeleniyorlar.

Moraes, şimdi, Avrupa Parlamentosu’nun Londra’dan seçilmiş İşçi Partili üyesi ve Avrupa Parlamentosu İşçi Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı. O, 1992’deki genel seçimlerde, İşçi Partisi için Harrow West seçim bölgesinde yarışmış ve başarısız olmuştu. Moraes, İşçi Partisi Afganistan, Irak, Libya ve Suriye'deki savaşlara katılır, insan haklarının ve göçmenlerin refahının koruyucusu gibi yapar ve “teröre karşı savaş" adı altında otoriter yasaları uygulamaya koyarken bir İşçi Partili olarak sadakat göstermişti.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır