World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/apr2014/ukra-a24.shtml

Batılı güçler ve Ukrayna yönetimi Rusya’ya karşı askeri yığınak çağrısı yapıyor

Alex Lantier
24 Nisan 2014
İngilizce’den çeviri (21 Nisan 2014)

Batı yanlısı yönetimin Ukrayna’nın doğusundaki Rusya yanlısı güçlere yönelik baskını sürerken, geçici Başbakan Arseniy Yatsenyuk, Pazar günü NBC News’ün “Basınla Buluşma” programındaki bir röportajda, Rusya’ya karşı askeri yığınak çağrısı yaptı. Yatsenyuk, Ukrayna hükümetine yapılan ve nükleer silahlara sahip iki güç arasında doğrudan bir çatışma riski oluşturan ABD askeri yardımını da içeren önlemleri savundu.

Ukrayna’nın doğusunda Rusya yanlısı protestocular ile Kiev’deki seçilmemiş yönetimin askeri ve faşist güçleri arasındaki yenişememe üzerinde odaklanmış olan bu saldırgan ve kışkırtıcı politika, tüm Avrupa’daki gerilimleri arttırıyor. Yönetim yanlısı güçler, Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece,  Slavyansk dışında barikatlar kurmuş olan Rusya yanlısı protestoculara saldırarak en az bir kişiyi öldürdüler. Çatışmalarda, yönetim yanlısı birkaç faşist öldürüldü ya da yaralandı.

Slavyansk’da öldürülen rejim yanlısı savaşçılardan biri, Kiev’deki mevcut yönetimi işbaşına getiren Şubat ayındaki darbeye önderlik eden faşist Sağ Sektör milislerinin kimlik kartını taşıyordu.

Slavyansk’taki Rusya yanlısı güçlerin önderi Vyaçaslav Ponomarev, “Çatışmada öldürülen bir militanın kişisel eşyaları arasında 20 numaralı bir Sağ Sektör kimliği bulunuyor. 1 Nolu kimlik [Sağ Sektör’ün önderi] Yaroş’a ait.” dedi.

Yaroş, bir hafta önce, Sağ Sektör faşistlerine, Kiev yönetimi muhaliflerini ezmek üzere “topyekün seferberlik” çağrısı yapmıştı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Slavyansk’taki saldırıya “kızgın” olduğunu belirtti. Yapılan açıklamada, “Bu trajedinin Rusya’nın, ABD’nin, AB’nin ve Ukrayna’nın temsilcilerinin 17 Nisan’da Cenevre’de yapılan dörtlü toplantısının her türlü şiddet eyleminden, tehditten ve provokasyonadan uzak durulması çağrısı yapan nihai açıklamasının ardından yaşanması şaşırtıcı. Rusya tarafı, Ukrayna’nın, ülkenin doğusundaki durumun yeniden kontrol dışına çıkmamasıyla ilgili taahhütlerini tam olarak yerine getirmesinde ısrar etmektedir.” denildi.

Kiev ve onun Batılı destekleyicileri, Kiev’deki ABD kuklası yönetimin Sağ Sektör’e verdiği açık çekin ortaya koyduğu üzere, Cenevre açıklamasını yok sayıyorlar. Onlar, Rusya’yı askeri olarak kuşatma yönünde pervasız bir politika sürdürüyorlar.

Yatsenyuk, “Basınla Buluşma” programında, Rusya’ya karşı bir askeri tırmanma çağrısı yaptı. O, “Rusya’nın bir tehdit olduğu, yerküreye ve Avrupa Birliği’ne yönelik bir tehdit olduğu ve Ukrayna’ya yönelik doğrudan bir tehdit olduğu apaçık ortada” dedi ve ekledi: “[Rusya Devlet Başkanı Vladimir] Putin Sovyetler Birliği’ni yeniden kurma hayali içinde ve her geçen gün daha ileri gidiyor. Varacağı son yerin neresi olduğunu tanrı bilir.”

NBC’den David Gregory tarafından, kendi yönetiminin silahlı kuvvetlerini güçlendirmesi için Batılı güçlerden silah göndermelerini istemeye zorlanan Yatsenyuk, Ukrayna’nın ekonomisini ve ordusunu yeniden inşa etmeye yardımcı olunmasını talep etti.

Yatsenyuk’un değerlendirmeleri siyasi bir parodiydi. Dünya barışına yönelik tehdit Rusya’dan değil ama Washington ve Berlin ile onların Avrupalı müttefikleri tarafından izlenen saldırgan politikadan kaynaklanmaktadır.

Putin’in çevresindeki kapitalist oligarkların programı, SSCB döneminde varolan devlet mülkiyeti biçimlerini yeniden inşa etmek ya da eski Sovyet cumhuriyetlerini onun kontrolü altında yeniden birleştirmek değildir. Kremlin, NATO ve ABD silahlı güçlerini sürekli daha doğuya ve Rusya’nın Sovyetler sonrası sınırları yakınına sevk ederken, çaresizlik içinde, sürdürülebilir bir savunma konumu bulmaya çalışıyor.

ABD, daha şimdiden, NATO güçlerinin tüm Doğu Avrupa’da Rusya’ya yönelik daha kapsamlı askeri yığınağının bir parçası olarak, Ukrayna ordusuna milyonlarca dolarlık donanım göndermiş durumda. ABD ve NATO yetkilileri, bizzat Batılı yönetimler içinden de gelen, gerilimi daha fazla tırmandırmanın Rusya ile bir savaşı kışkırtacağı yönündeki uyarılara rağmen, Baltık devletlerine, Polonya’ya, Romanya’ya ve Karadeniz’e güçler gönderdi.

Haftasonu boyunca, Britanya medyası, MI6 istihbarat örgütünün şefinin, Britanya Başbakanı David Cameron’u, Batı’nın Ukrayna’daki askeri faaliyetinin “Rusya ile topyekün savaş”a dönüşebileceği konusunda bilgilendirdiğini açıkladı. O, Cameron’a, Batı’nın Kiev’deki yönetimi desteklemek için müdahale etmesi durumunda, Putin’in “kayıtsız kalmayacak” olduğunu söylemiş.

Britanya hükümetinden önemli bir kaynak, Mirror gazetesine, bu bilgilendirme ile ilgili olarak, “Ana mesaj, Ukrayna üzerinden Üçüncü Dünya Savaşı başlatmaya değmez” demiş.

Anlaşılan o ki, Britanyalı MI6 ajanları ve Savunma İstihbaratı Personeli tüm Ukrayna’yı dolaşıyor ve özellikle Doğu Ukrayna’daki Rusya yanlısı kentler üzerine istihbarat topluyor. Mirror, bu ajanlar, “kriz, Doğu Ukrayna’nın büyük bir kesiminin bağımsızlık ilan edip etkili bir şekilde Rusya’ya katılmasıyla, şiddetli bir iç savaşa dönüşebilir uyarısında bulunuyorlar” diye yazdı.

Ukrayna’yı tarayan Britanyalı ajanların kuşkuları bir yana, NATO, çatışmayı besliyor; Rusya’ya karşı, daha önce bir ABD saldırısının ve yönetim değişikliğinin hedefi olmuş savunmasız eski sömürge ülkelere yapıldığı şekilde, saldırgan politikalar izliyor.

Rusya’ya yönelik politikayı değerlendiren New York Times, Pazar günü şunları yazıyordu: “Tam da ABD’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’ne ve onun küresel özlemlerine karşı koymaya kesin karar vermesinde olduğu gibi, Bay Obama, Devlet Başkanı Vladimir V. Putin’in Rusya’sını, dış dünya ile ekonomik ve siyasi bağlarını kopartarak, onun yayılması özlemlerini kendi komşularıyla sınırlayarak ve onu etkili biçimde parya bir devlet haline getirerek yalıtmaya odaklanmış durumda.”

Gazete, ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan kimi kesimlerin çok daha sert bir politika izlenmesi yönünde baskı yaptığını belirtiyor ve onların “kişisel olarak, Bay Obama’nın güçsüz gibi göründüğünden kaygılandıklarını” yazıyordu.

Bu ifadeler, önde gelen NATO güçlerinin Kiev darbesini destekleme ve Rusya ile bir çatışmayı kışkırtma kararının zincirlerinden boşalttığı çatışmalara işaret etmektedir. Rakip ordular, Nazi ordusunun II. Dünya Savaşı sırasında Kızıl Ordu’ya karşı savaşmasından bu yana görülmedik biçimde Doğu Avrupa’da yüz yüze gelirken, Washington, Kremlin’i, daha önce Irak ve Libya yönetimlerine yapmış olduğu gibi, bir “parya” gibi değerlendirdiğini ve ona bu şekilde davranacağını açıklıyor.

Önceki “parya” yönetimlerin başındakilerin yazgısı, Putin’in ve Rusya’daki üst düzey yetkililerin karşı karşıya oldukları kaygılar hakkında bir fikir veriyor. Saddam Hüseyin, ABD işgali altındaki Irak’ta göstermelik bir yargılamadan sonra asılmış; Libya’nın yöneticisi Albay Muammer Kaddafi ise memleketi Sirte’de, bombalanmış yıkıntıların içinde işkence görmüş ve yargılanmaksızın öldürülmüştü.

Bununla birlikte, en önemli farklılık, Rusya’nın konvensiyonel güçlerle askeri karşılık verebilecek ve gezegeni imha etme kapasitesine sahip bir nükleer silah cephaneliğine sahip çok daha güçlü bir devlet olmasıdır. Bu, dünya emperyalizminin krizinin derinliğini ve ABD-Avrupa emperyalizminin son derece pervasız karakterini vurgulamaktadır.

Putin, Cumartesi günü, televizyondan yaptığı konuşmada, kendilerini NATO güçleri ile “ilişkileri normalleştirmekten alıkoyacak hiçbir şey” görmediğini vurgularken, üst düzey Rus yetkililer, Rusya’nın, NATO’nun krizi tırmandırmaya devam etmesi durumunda daha güçlü bir tepkiye hazırlandığını belirttiler.

Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitri Peskov, Cuma günü, Rusya’ya, Washington ile Avrupalı güçler tarafından planlanmış felç edici ekonomik yaptırımlar uygulanmasının “kesinlikle kabul edilemez” olduğunu söyledi ve şu uyarıda bulundu: “Eğer birileri Rusya’yı köşeye sıkıştırmaya başlarsa, tüm toplumumuzu seferber edebiliriz.”

Peskov, Cumartesi günü, Rusya televizyonunda, NATO’nun daha doğudaki ülkeleri kapsayacak şekilde genişlemeye devam etmesinin Rusya için ciddi bir tehdit oluşturacağını söyledi. O, Rusya sınırına doğru bir adım daha atılmasının, “tüm Avrupa güvenlik yapısının yenilenmesine” yol açacağını belirtti. 

Peskov, “NATO askeri bir örgüt olmaya son veremez; Rusya kendi güvenliğini garantiye almak için önlemler almak zorunda kalacaktır.” dedi.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır