World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Amerika Birleşik Devletleri

Yazıcıya hazırla

Suriye ordusu Halep’i geri alırken, ABD ve Avrupalı güçler askeri müdahale için bastırıyor

Alex Lantier
25 Ağustos 2012
İngilizce’den çeviri (10 Ağustos 2012)

Suriye ordusu ABD destekli güçleri Halep kentinden çıkartmak için savaşırken, ABD ile Avrupa’daki politikacılar ve medya, dün, Suriye’ye doğrudan askeri müdahale yönündeki taleplerini yükselttiler.

Söylentilere göre, Suriye ordu güçleri, Halep’in güney batısında bulunan ve halkının çoğunluğu Sünnilerden oluşan Selahaddin mahallesinin büyük bölümünü ele geçirdi. Mahalle, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a karşı savaşan grupların merkez üslerinden biriydi. Kimi haberler Esad karşıtı güçlerin Selahaddin’in kimi bölgelerini ellerinde tutmaya devam ettiğini belirtirken, onların bir kesimi kuzeydeki Sakkur bölgesine doğru çekildi.

Haberlere göre, cephaneleri ve malzemeleri azalan Esad karşıtı yüzlerce savaşçı öldürüldü.

ABD destekli Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) komutan yardımcısı Malik el-Kurdi, Amerika’nın Sesi’ne şunları söyledi: "Uluslararası toplumdan, Suriye’deki katliama son vermek üzere cesur bir karar almada aktif bir rol oynamasını istedik. Ama gecikme ve Özgür Suriye Ordusu’nun sınırlı güçleri Suriye’deki durumu bir belirsizlik durumuna sokmuş durumda."

Haberlere göre, Suriye ordu birlikleri, Esad karşıtı güçler ile kuzeydeki Türkiye sınırı arasındaki ikmal yollarını kesmek için Halep’in kuzeyinde savaşıyor. ABD, Avrupalı devletler, Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte çalışan Türkiye, ABD’nin İncirlik hava üssüne ev sahipliği yapan Adana’yı, Esad karşıtı güçleri cephane ve yabancı savaşçılarla donatmak için bir "merkez" olarak kullanıyor. El Kaide güçleri, Suriye’ye giden ABD destekli yabancı güçler arasında önemli bir rol oynuyor (aynı zamanda, bkz: Washington’ın Suriye’deki vekili: El Kaide).

Halep’i ele geçirme savaşı, Türkiye’ye yakın stratejik konumundan ve Suriye ekonomisindeki ticaret merkezi rolünden dolayı, özellikle önemli. Suriye hükümetinin, ABD’nin ve müttefiklerinin Suriye’de Türkiye sınırı boyunca üsler oluşturmasını ve vekillerini ağır silahlarla donatmasını önlemesi için, Halep’i ele geçirmesi gerekiyor.

ABD’deki ve Avrupa’daki yönetici çevreler, vekillerinin Halep’teki yenilgisine artan doğrudan askeri müdahale çağrılarıyla yanıt verdiler.

Fransa’nın, geçen yılki Libya’ya yönelik NATO savaşına öncülük eden önceki devlet başkanı Nicolas Sarkozy, dün ABD destekli Suriye Ulusal Konseyi’nin (SUK) üyeleriyle buluşup, "Libya krizi ile büyük benzerlikler olduğunu" belirten ortak bir açıklama yayımladı ve "bir katliamı önlemek" için Suriye’ye "hızlı" yabancı müdahale çağrısı yaptı.

Sarkozy’nin müdahalesi, özellikle o geçtiğimiz Mayıs ayındaki seçim yenilgisinin ardından kamusal yaşamdan çekildiği için, eski bir Fransız devlet başkanı için son derece sıradışıdır. Anlaşılan, bu hamle, Devlet Başkanı François Hollande’ın Sosyalist Parti (PS) yönetimini hazırlıksız yakaladı. Hollande’ın politikası, Esad karşıtı güçlere örtülü destek vermeye devam etmekti. O, kısa sure önce, İtalyan yönetimi gibi, yaralı ÖSO savaşçılarını tedavi etmek için sağlık ekipleri göndermişti.

Önceki Britanya Dışişleri Bakanı Malcolm Rifkind de Esad karşıtı güçlere askeri destek çağrısı yapan bir açıklama yayımladı.

Washington Post gazetesi, dün, Suriye’ye karşı bir ABD askeri eylemi talep eden "Suriye’de bir çıkmazdan kurtulmak" başlıklı bir başyazı yayımladı. Suriye güvenlik güçlerini yöneten Alevileri "genel olarak birbirine bağlı, kollektif varlığını sürdürmek için giderek sert, acımasız ve çaresiz şekilde mücadele eden kararlı savaşçı hizip" olarak adlandıran başyazı, Esad’ın "ABD edilgenlik siyasetinden vazgeçmedikçe" sonsuza kadar savaşabileceği uyarısında bulundu.

Washington Post, Esad karşıtı güçlerin tanklara ve savaş uçaklarına karşı silahlarla donatılmasını savundu. O, bunun, Washington’ın Esad karşıtı güçler üzerindeki etkisini Suudi Arabistan’a ve diğer İslamcı gruplara oranla arttıracağını açıkladı: "Obama yönetimi, devreye girmeyi reddederek, adeta Suriye’nin gelecekteki önderlerinin Batıya karşı daha dirençli ve belki de El Kaide gibi gruplara daha açık olmasını garanti altına alıyor."

Washington Post’un niyetlerine rağmen, onun başyazısı, ABD’nin Suriye’deki vekil savaşının gerici karakterini açıkça ortaya koymaktadır. El Kaide gibi gerici güçleri Suriye’deki Alevilere karşı bir Sünni savaşında hücum kıtaları olarak silahlandırmakta olan Washington, savaşı yoğunlatırmaktan başka bir çözüm görmemektedir.

ABD yalnızca Esad rejimiyle değil ama onun önemli bölgesel müttefiki İran ile Rus ve Çinli destekleyicileri ile de çatışmayı körüklüyor. İran yönetimi, dün, Suriye üzerine Rus yetkililerle birlikte bir uluslararası konferansa ev sahipliği yaptı. Haberlere göre, bu toplantıya, Çin’in, Cezayir’in, Hindistan’ın, Pakistan’ın ve Tacikistan’ın temsilcileri de katıldı.

Bu koşullar altında, Washington’ın Suriye’deki gerici vekil savaşını kızıştırmasına "insani" gerekçe bulma işi New York Times yazarlarından Nicholas Kristof’a düştü. Kristof’un, Obama’nın Suriye’ye Libya tarzı bir müdahale örgütlemesini talep etmek için yazdığı en son makalesi "Obama Suriye’de KAÇAK ASKER", insan hakları [maskeli] emperyalizme bir kılıftır.

O, makalesine, önceki Nixon ve Bush yönetimlerinin danışmanı Korgeneral Brent Scowcroft ile önceki Savunma Bakanı Yardımcısı Joseph Nye tarafından yönetilen bir Soğuk savaş düşünce kuruluşu Aspen Strategy Group’a yaptığı ziyareti anlatarak başlıyor: "Saygı duyduğum bu kadar çok sayıda stratejistin daha saldırgan davranmanın zamanı olduğunu düşünmesi beni şok etti."

Bu stratejistler arasında, önceki Clinton yönetiminin Dışişleri Bakanı Madeleine Albright ile "Kuzey Suriye’de hava ve kara trafiğine kapalı bir bölge" oluşturulması çağrısında bulunan Savunma Bakanı William Perry de bulunuyor. Tipik şekilde, Kristof bunun neye yol açacağını söylemedi. Bu, her Suriye uçağının ülke üzerinde düşürülmesi ve kuzey Suriye’de hareket eden her Suriye aracının onay alınmaksızın imha edilmesi amacıyla bir ABD müdahale gücünün oluşturulması; yani bir savaş nedeni olacaktır.

Kristof, "İnsani bir zorunluluk var. Görünen o ki, [Suriye’de], Libya’ya müdahale başladığında orada öldürülenden kat kat fazla insan öldürülüyor ve bu rakam büyük bir hızla artıyor.

Bu belirsiz cümle, ABD askeri saldırısını sivil kayıpları sınırlamaya yönelik bir insani yardım eylemi olarak göstermek amacıyla bilinçli olarak kurgulanmıştır. Bu, Kristof’un ustaca okurlarına sunmadığı kayıp rakamlarıyla bile çelişen aşağılık bir yalandır. Suriye’deki kayıplara ilişkin olarak Esad karşıtı güçler tarafından sunulan en yüksek tahmin olan 20.000 rakamı bile, ABD önderliğindeki Libya savaşında NATO güçleri Trablus’u, Sirte’yi ve diğer Libya kentlerini kaplama bombardımanına tabi tuttuğunda öldürülen 50.000 insanın çok daha altındadır.

Eğer Suriye’deki can kayıpları NATO bombalamaya başladığında Libya’da gerçekleşenden daha az ise, bunun nedeni, ABD sağcı Sünni İslamcı vekillerin Suriye’de aylardır sürdürdüğü kanlı savaşı canlı tutarken, NATO’nun Libya’da çatışmalar başladığında müdahale etmiş olmasıdır. Washington’ın Libya’dan çok daha kalabalık bir nüfusa sahip olan Suriye’yi bombalamaya başladığında, can kayıpları Libya’daki büyük ölüm rakamlarını kısa sürede aşacaktır.

Kristof, yazısını şöyle tamamlıyor: "Bakın, ben şahin değilim. Irak’a karşı açılan savaşa ve Afganistan akınına şiddetle karşı çıktım; bugün de İran’a karşı savaş yönelimine kesin olarak karşıyım. Ama Suriye, aynı Libya gibi, bir diktatörün devrilmesini hızlandırma olasılığına sahip mütevazi adımlar atabileceğimiz az rastlanır bir durum."

Bu tür yorumlar yalnızca insan hakları [maskeli] emperyalizm yandaşlarının sinikliğini ve dürüst olmadıklarını vurgular. Kendisinin "İran’a karşı savaş yönelimine" karşı ve "mütevazi adımlar"ın savunucusu olduğunu iddia eden Kristof, Suriye’nin ABD tarafından kaplama bombardımanına maruz bırakılması, aşırı sağcı Sünni güçlere İran’ın Ortadoğu’daki en önemli müttefiki olan Esad rejimi ile savaşta zafer kazandırmak gibi son derece gerici ve kanlı bir girişimi teşvik ediyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır