World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2009/jan2009/sint-j17.shtml

Türkiye’deki metal fabrikası işgaliyle ilgili bir okur mektubu

17 Ocak 2009
İngilizce’den çeviri (7 Ocak 2009)

22 Aralık günü, İstanbul’da orta büyüklükteki bir metal işleme şirketi olan, Sinter Metal’in işçileri, toplu olarak işten çıkarıldıklarının anons edilmesinin ardından kendilerini fabrikaya kapattılar.

19 Aralık’ta, fabrikanın işgal edilmesinden üç gün önce, şirket yönetimi 37 işçiyi işten çıkardı. Sinter işçileri buna Birleşik Metal İşçileri Sendikası’na (Birleşik Metal) üye olarak karşılık verdiler.

22 Aralık Pazartesi günü şirket yönetimi işçilerin fabrikaya girmelerini engellemek amacıyla fabrikanın kapısını zincirleyerek kilitledi. İşçiler fabrikanın önünde beklerken öfkelerini dile getiren sloganlar atmaya başladılar. Kısa bir süre sonra yönetim işten çıkarılan 400 işçinin ismini anons etti.

Bunun üzerine işçiler fabrikanın kapısına tırmandılar, içeriye girdiler ve fabrikayı işgal ettiler. İşgal iki gün sürdü ve yapılan yasal tehditlerin ardından işçiler eylemlerini fabrikanın önünde sürdürmeyi kararlaştırdılar.

Aşağıda Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne İstanbul’dan bir okurumuz tarafından gönderilen haber metnini yayınlıyoruz.

Ben İstanbul’da çalışan profesyonel bir gazeteciyim.

İşim gereği İstanbul’un bir yoksul bir yerleşim bölgesinde, Ümraniye’de yer alan ve 22 Aralıkta işçileri tarafından işgal edilmiş olan Sinter Metal fabrikasını ziyaret ettim.

Sintel Metal işçileri ile bu görüşmeyi işgalin ilk gününde yaptım.

Sinter işçilerini dinlemek, zamanda yolculuk ederek, sanayi devriminin ilk yıllarına geri dönmek gibiydi.

İşgalden önce Sinter Metal işçileri, bu türden insanlık dışı çalışma koşulları mevcut iş kanununa açıkça aykırı olduğu halde, haftada yedi gün ve günde 10 saat çalışıyorlarmış.

Bu çalışmalarının karşılığı olarak, dört kişilik bir aile için açlık sınırının 740 YTL (488 dolar) olduğu bir ülkede, asgari ücret, yani ayda 503 YTL (332 dolar) alıyorlar. Fazla mesaileri ile birlikte (aslında, yaptıkları fazla mesailerin önemli bir bölümü için hiç para almıyorlar) ellerine geçen tutar yine de ayda 700 YTL’yi bulmuyor.

Kâğıt üzerinde hafta sonu çalışması zorunlu olmamakla birlikte, böyle yapmamaları durumunda işverenlerinin kendilerine iyi gözle bakmayacağını bildiklerinden, hafta sonlarında hepsi fabrikaya koşuyorlardı.

Vardiya aralarındaki 15 dakikalık dinlenme süreleri ancak küçük bir bardak çay içmelerine izin verecek kadar uzundu.

Bu çok kısa dinlenme süresi sona erdiğinde bir işçilere derhal işlerinin başına dönüp çalışmaya başlamaları konusunda "yükseklerden gelen" bir anonsla uyarılıyorlardı.

Özel bir metal işleme biçimi olan sinterleme toz halindeki metallerle ve ısıtılmış maden filizi ile çalışmayı gerektiriyor. İş bitiminde işçilerin duş almaları önem taşıyor. Ne var ki, işveren sık sık suyu keserek veya soğuk kış günlerinde yalnızca soğuk suyun akmasına izin vererek işçileri cezalandırdığı için, duşlarla ilgili sorunlar yaşıyorlardı.

İşçilerin işleri ve fabrikada bir geleceğe sahip olma konusunda içten bir kararlılığa sahip olduklarını görmek hiç de zor değil. Hepsi evdeki çocuklarının aç kalmasını önleme kaygısı içindeler.

Görüştüğüm işçilerin hepsi, "Bu işte çalışmaya devam etmek istiyorum," dedi. Ama aynı zamanda şunu da eklediler, "Haklarımızın da korunmasını istiyoruz."

Sintel Metal işçileri en sonunda 19. yüzyıl kapitalizminin acımasız koşullarını çağrıştıran çalışma koşullarına karşı ayağa kalktılar ve öncüllerinin yaptığı gibi haklarını aramaya karar verdiler.

N.A.

İstanbul, Türkiye



Telif Hakkı 1998-2008, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır