World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2008/jan2008/turk-j25.shtml

Türkiye: İşçiler sendika konfederasyonunun ihanetini protesto ettiler

Sinan İkinci
25 Ocak 2008
İngilizce’den çeviri (11 Ocak 2008 )

2 Ocak’ta, bir grup işçi Türkiye’nin başkenti Ankara’da, ülkenin en büyük sendika konfederasyonu olan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (Türk-İş) karşı bir protesto gösterisi düzenledi. Türk-İş bir hafta önce Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nca belirlenen son derece yetersiz yeni asgari ücrete destek veriyor.

Varılan anlaşmaya göre asgari ücret 2008’in ilk altı ayında yüzde 4 oranında artırılarak net 436 YTL (372 dolar) ve daha sonra da yılın ikinci yarısında yüzde 5 oranında artırılarak net 458 YTL’ye (390 dolar) yükseltilecek. Yerel para birimi (YTL) aşırı değerli olduğundan asgari ücretin dolar karşılığı yanıltıcı bir görüntü yaratıyor. Gerçekte ise asgari ücret, yapılan bu artışların ardından milyonlarca işçiyi bugün içinde bulundukları akıl almaz boyutlardaki açlık ve yoksulluktan çıkartma konusunda pek bir işe yaramayacak.

Asgari ücret artışı 1999 yılından bu yana ilk kez komisyonda yer alan bütün tarafların karşılıklı onayıyla, Türk-İş tarafından bir itiraz şerhi konmadan belirlendi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, beşi çalışanları (yani Türk-İş yöneticileri), beşi işverenleri, beşi de hükümeti temsil eden on beş üyeden oluşuyor.

Ankara’daki protestoyu düzenleyen grup ellerinde, üzerinde "Hükümet misiniz, TİSK misiniz, İşçi temsilcisi misiniz?" yazan bir pankart taşıyorlardı. Diğer dövizlerde ise şu sloganlar yer alıyordu: "İş garantisi istiyoruz" ve "Asgari ücretli aç sefil". Grup, Türk-İş genel merkezi önünde bir basın açıklaması yaptı ve binanın dışına siyah çelenk bıraktı.

Protestocu işçiler yaptıkları basın açıklamasında Türk-İş yönetimine yönelik duydukları derin hayal kırıklığını ve öfkeyi dile getirdiler: "Bize verilen bu zam, yeni yılla başlayan zam yağmuruyla ulaşıma gelen zammı bile karşılamamaktadır".

AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) hükümeti bu ayın başında elektrik, doğal gaz ve kurşunsuz benzin dahil, bir dizi alanda büyük boyutlu fiyat artışları yaptı. Yeni yılla birlikte elektrik fiyatları konutlarda yüzde 19 ve sanayide 15 oranında, doğalgaz fiyatları konutlarda yüzde 7,4 ve sanayide yüzde 6,4 oranında artırıldı. Bu fiyat artışlarının yeni artışları tetikleyeceği (örneğin ulaştırma ve gıda maliyetlerini) kesin ve işçi aileleri, özellikle de asgari ücret karşılığında çalışanlar bundan en kötü biçimde etkilenen kesim olacaklar.

Protestocu işçiler yaptıkları basın açıklamasını, "2008 yılını bize zehir ettiğiniz, bizi komisyonda gerektiği gibi anlatıp temsil etmediğiniz için yazıklar olsun," diyerek sona erdirdiler.

Yeni asgari ücretin ilan edilmesinin ardından Türk-İş genel sekreteri Mustafa Türkel medyaya kararın oybirliği ile alınmış olmasına karşın asgari ücretin yoksulluk sınırının altında kaldığını söyledi. Bu, açık bir ihanetin utanmazca itiraf edilmesinden başka bir şey değildi. Türk-İş’in kendi araştırmasına göre Türkiye’de dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 688 YTL (585 dolar) -bu üzerinde anlaşmaya varılan son asgari ücretin belirgin bir biçimde üzerinde kalan bir rakam.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından kısa bir süre önce yapılan bir araştırmaya göre, 2006 yılında dört kişilik bir aile için "açlık sınırı" 205 YTL (175 dolar) iken, yoksulluk sınırı 549 YTL (467 dolar) düzeyindeydi -bu rakam da asgari ücretten önemli ölçüde daha fazla. Aynı zamanda TÜİK’in yoksulluk ve açlık düzeyleri için çok daha muhafazakâr ve gerçekçilikten daha uzak bir tanım kullandığını da akılda tutmak gerekiyor.

Sosyal güvenlik uzmanı Ali Tezel kimi gazetelere yaptığı açıklamada enflasyon oranı (2007’de yüzde 8’in üzerinde gerçekleşti) ve yıllık ekonomik büyüme hızı göz önünde bulundurularak, "asgari ücrette en az yüzde 16’lık bir artış yapılmalıydı," dedi. Tezel şunları ekledi: "Bu yüzde 9,2’lik artış yeterli değil; işçiler 6 puanlık bir kayba uğradılar."

İşverenlerin konfederasyonu TİSK’in genel sekreteri Bülent Pirler’e göre belirlenen yeni asgari ücret bir başarıydı. "Asgari ücret konusu Türkiye’de her zaman için sorunlu bir konu olmuştur. Bizim için en önemlisi komitenin yeni asgari ücret konusunda konsensüse ulaşmış olmasıdır." Pirler sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bir konsensüse ulaşmış olmak komite için bir başarıdır. Avrupa Birliği ülkelerinde bile böyle bir başarı görülmüyor."

Asgari ücrette yapılan artışın yetersizliği karşısında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başkan yardımcısı Hüseyin Üzülmez bile kendisini şöyle demek zorunda hissetti: "[ücret artışı] daha iyi olabilirdi."

Türk-İş geçtiğimiz dokuz yıl boyunca gündeme getirilen asgari ücret önerilerine büyük ölçüde lafta kalan itirazlar yöneltti. Genel olarak Türk sendikaları ve özel olarak Türk-İş ve üyesi sendikalar işçi sınıfını kapitalist düzen adına kontrol altında tutma becerilerinin giderek daha fazla zayıflayıp ortadan kalktığı bir noktaya gelmiş durumdalar. Türk-İş için hükümetle yakın bağları olan bir kamu sektörü sendikası konumunu sürdürme olasılığı, esas olarak mevcut AKP hükümeti tarafından uygulanmakta olan büyük çaplı özelleştirmeler nedeniyle ortadan kalkmış durumda. Türk-İş bürokrasisi, bu iç karartıcı görünüm karşısında, hükümete yararlığını, işverenlerin ve devletin açıkça ve doğrudan bir aracı haline gelerek kanıtlamaya çalışıyor.

Türk-İş’in iktidar yardakçılığının bir başka taze örneği, konfederasyonun mali sekreteri ve Demiryolu İşçileri Sendikası (Demiryol-İş) başkanı Ergun Atalay’ın 30 Ekim’de, ülke "terör" sorununu aşana kadar Türk-İş’in bütün faaliyetlerini durduracağını ve hükümetten hiçbir talepte bulunmayacağını ilan etmesiydi. Atalay, terörizmden söz ederken, PKK’nın (Kürdistan İşçi Partisi) Türk askerlerine karşı düzenlediği son saldırıları kastediyordu.



Telif Hakkı 1998-2007, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır