World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : İşçi mücadeleleri : Opel ve GM

Yazıcıya hazırla

Almanya: mağdur edilen Opel işçisinin davası mahkemece görülmeye başlandı

Andreas Kunstmann ve Wolfgang Weber
18 Mayıs 2005
İngilizce’den çeviri (13 Mayıs 2005)

Bochum’daki İş Mahkemesi, Nisan ayının sonunda, geçen yıl yapılan bir haftalık grevin ardından işten çıkarılan iki Opel işçisinin durumunu incelemeye başladı. İki işçi depo görevlisi olarak çalışıyorlardı: Richard K. ve Betriebsrat(iş konseyi) üyesi olan Turhan Esin.

Opel yönetimi bu iki işçiyi diğer işçileri tehdit etmekle ve greve katılmaya zorlamakla suçluyor. Her iki sanık da suçlamaları reddediyor.

14 Ekim 2004’te binlerce Opel işçisi Bochum fabrikasını işgal etti ve üretimi bütünüyle durdurdu. Grevden hemen önce General Motors, bütün Avrupa’da ve özellikle Almanya’da fabrikaları kapatma, kitlesel işten çıkarmalar yapma ve ücret indirimine gitme tehdidini kullanarak, "gerekli yeniden yapılanma önlemlerinin" uygulamaya konulmasını talep etmek için televizyonu ve kitle iletişim araçlarını kullandı.

Şirket tarafından kamuoyu önünde yapılan savaş ilanı Bochum fabrikasında, hem Opel işçilerinin ailelerinin hem de Ruhr bölgesi halkının önemli bir bölümünün desteklediği kendiliğinden işgal eyleminin gelişmesine yol açtı. Ne var ki iş konseyinin ve sendika bürokrasisinin çoğunluğu bu eyleme karşı çıkmıştı. Sinsi taktikler uygulayan iş konseyi ve sendika altı gün sonra grevi sona erdirmeyi başardı.


Turhan Ersin

Bunun sonrasında şirketin istihdamda ve ücretlerde büyük çaplı indirime gidilmesi talebini uygulamaya koyabilmesi için yol açılmış oldu. İş konseyi ve sendika aynı zamanda Turhan Ersin ve Richard K. gibi tekil işçilerin kurban edilebilmeleri için şirket yönetimine kapıyı açtılar. Epeyce tereddüt geçirdikten sonra, iş

konseyi nihayet işten çıkarmaları reddetti. Ne var ki iş konseyi grev bitmeden önce Opel yönetimiyle bu tür kurban etme uygulamalarını yasaklayan ve daha önceki işçi-işveren anlaşmazlıklarında standart uygulama olan bir anlaşma imzalamaktan kaçındı. İş konseyinin itirazına karşın, sıradan bir işçi olduğu için Richard K.’nin işten çıkarılması derhal uygulamaya konuldu. Buna karşılık Turhan Ersin iş konseyi üyesi olduğundan, Opel davayı iş mahkemesine götürmek zorunda kaldı.

Ersin’in davasının görülmeye başlanmasından sadece bir hafta önce Opel suçlamalarını şiddetlendirdi. Şirket ikinci bir dilekçe vererek, mahkemenin Ersin’in işten çıkarılmasını reddetmesi durumunda bile, Dünya Sosyalist Web Sitesi ile yaptığı görüşmede söylediği sözlerden dolayıher halükarda iş konseyinden çıkartılması gerektiğini belirtti. Bu söyleşide Ersin iş konseyini ve sendikayı, Richard K.’yı derhal işten çıkarılmaya karşı savunmak için yeterince çaba göstermemekle eleştiriyordu. Ersin, iş konseyinin şirket Richard K.’nın işten çıkarma kararını geri alıncaya kadar en azından fazla mesai yapmaya onay vermemesi gerektiğine ilişkin düşüncesini ifade etmişti.

Şaşırtıcı olmayan bir biçimde Ersin’in işten çıkarılmasıyla ilgili dava Bochum’daki işçiler arasında büyük ilgi uyandırdı. Ersin’in meslektaşlarından birçoğu ona destek vermek için davayı izlemeye geldiler. Davanın halka açık olduğu söylenmesine karşın mahkeme salonuna sadece 20 kadar iş arkadaşının girmesine izin verildi. Salonda boş yer olmasına karşın mahkeme daha fazla sayıda sandalye temin etmeyi reddetti. 50 kadar işçi ve Ersin’in diğer taraftarları mahkeme binasının önündeki yolda beklemek zorunda bırakıldılar.

Dava sırasında Opel, hem Bochum’daki insan kaynakları müdürü hem de uluslararası hukuk firması Baker & McKenzie LLP’den avukat Dr. Markus Kappenhagen tarafından temsil edildi. Turhan Ersin’e avukatı Michael Dornieden eşlik etti.

Bochum iş konseyi de Ersin’i savunmak üzere davaya katıldı ve başkanı Rainer Einenkel ve bir sendika avukatı tarafından temsil edildi. İş konseyi davaya katılmaya son dakikada karar verdi ve yazılı ifadesini duruşmanın başlamasından sadece bir gün önce verdi. Bu, duruşmayı açarken, mahkeme başkanı yargıç Dieter Vermaasen’in "iş konseyinin hukuki süreçte yer almak istemediğini sanıyordum" demesine neden oldu.

Einenkel ve yasal temsilcisi buna, Ersin’in avukatı Dornieden’e tam destek verdiklerini ve bu nedenle mahkemeye daha önceden yazılı olarak herhangi bir görüş bildirmediklerini söyleyerek karşılık verdiler. Duruşmanın sonunda Einenkel, DSWS’ye davanın ve özellikle ikinci suçlamanın tamamıyle iş konseyine yöneltilmiş olduğunu düşündüğünü söyledi. Kendisinin kişisel olarak iş konseyine, tıpkı Ersin’in DSWS ile yaptığı görüşmede talep ettiği gibi, işten çıkarmalar geri alınıncaya kadar ekstra vardiyaları onaylamamayı önerdiğini belirtti. Einenkel’e göre bu öneri oy birliği ile kabul edilmiş. Einenkel, Opel ekstra vardiya talebinde bulunmadığından iş konseyinin başka herhangi bir önlem almadığını söyledi. Her şeyin bu davanın sonucuna bağlı olduğunu belirtti.

Daha sonra duruşmanın ilk gününde sürpriz bir gelişme yaşandı. Yargıç Vermaassen duruşmanın başında mahkemenin yasal işlemlerle ilgilenmeye başlamadan önce iki biçimsel soru konusunda karar vermesi gerektiğini açıkladı. İçerik açısından ana konular - geçen sonbaharda gerçekten ne olduğu ve Ersin’in işten çıkarılmasının yasal olup olmadığı - ancak bundan sonra davanın ileriki aşamalarında ele alınabilirdi. Bu nihai kararın ancak uzak gelecekte verilebileceği anlamına geliyor.

Mahkemenin şu yöntemsel sorun üzerinde durması gerekiyormuş: Turhan Ersin’i istihdam eden şirket üç farklı firmadan oluşuyor - Adam Opel AG, GM-Fiat Worldwide Purchasing Opel Germany GmbH ve Opel Powertrain GmbH. Bu mahkemenin gündemine iki soruyu getiriyor. Birincisi, Adam Opel AG’nin yanı sıra diğer iki şirketin de yasal işlemlerde yer alması gerekmez mi? Eğer durum böyleyse, bunlara da mahkemede söz hakkı verilmesi ve davaya mahkemeye katılmaları için davet edilmeleri gerekir.

İkincisi, diğer iki şirketin de Ersin’in işten çıkarılmasına rıza göstermeleri gerekmez mi? Bu soru, cevabının olumlu olması durumda, diğer iki şirket öngörülen iki haftalık süre içinde derhal işten çıkarma için başvuruda bulunmadıkları için bu duruşmayı hükümsüz hale getireceğinden, bu dava açısından çok büyük önem taşıyor.

Duruşmada sadece ilk soru üzerinde duruldu. Yargıç Vermaasen konunun taraflar arasında bu derece "derinlemesine tartışılmış olması" nedeniyle duyduğu şaşkınlığı ifade etti. Yargıç, Opel’in iş konseyinden çıkarılmasını isteyen ikinci dilekçesinin mantıken ilgili üç şirketin de davada yer alması gerektiği anlamına geldiğini açıkladı. Ersin’in avukatı bu değerlendirmeyle hemfikir olduğunu belirtirken, Opel’in yasal temsilcisi sadece konuyla ilgili kararı mahkemenin vermesi gerektiğini söyledi.

Mahkeme daha sonra diğer iki şirketin resmi olarak bilgilendirilmesi gerektiğine ve arzu etmeleri durumunda davaya katılabileceklerine ancak buna zorunlu olmadıklarına karar verdi. Daha sonra Opel’den dilekçesini bu karar doğrultusunda yeniden formüle etmesi istendi.

Bir sonraki duruşma bu yaz şirket tatil arası vermeden hemen önce gerçekleştirilecek.

Duruşmanın sonunda Turhan Ersin meslektaşlarını ve diğer ziyaretçilerini selamlamak amacıyla mahkemeden dışarı çıktı. Dışarıda beklemiş olanlara destekleri için teşekkür etti ve onları Richard K.’nin yakında yapılacak olan duruşmasına da katılmaya çağırdı. DSWS’yle yaptığı görüşmede Ersin asıl konunun, kendisi gibi bir iş konseyi üyesi olmanın getirdiği yasal haklardan yararlanamayan ve şu anda işsiz olan bu meslektaşının kaderi olduğunu vurgulamıştı.

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orijinali
(13 Mayıs 2005)
Turhan Esin’le söyleşi
( 2 Aralık 2004)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır