World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

Almanya: 5 milyon işsiz -II. Dünya Savaşından bu yana görülen en kötü durum

Elisabeth Zimmermann
18 Şubat 2005
İngilizce’den çeviri (5 Şubat 2005)

Ocak ayında Almanya’da işsiz sayısı İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez 5 milyonu aştı -bu sayı toplam işgücünün yüzde 12,1’ine karşılık geliyor. Bu rakam Ulusal Çalışma Ajansı tarafından resmi olarak açıklanmadan önce Almanya Ekonomi ve Çalışma Bakanı Wolfgang Clement (SPD-Sosyal Demokrat Parti) tarafından doğrulandı.

Artışın bir bölümü, hükümetin uygulamaya koyduğu Hartz IV adı verilen önlemlerin doğrudan bir sonucu: daha önceleri sosyal yardım ödeneklerinden faydalanan, yaklaşık olarak 200.000 kişi, şimdi çalışabilir olarak kabul ediliyorlar ve ilk kez Alman işsizlik istatistiklerinde yer aldılar. Clement rekor düzeydeki işsiz sayısını geçenlerde uygulamaya konulan Hartz IV yasalarının gizli işsizlik oranını düşürdüğünü iddia ederek haklı göstermeye çalıştı.

Aslında geçtiğimiz Aralık ayından bu yana (resmi olarak işsiz sayısı 4.464.230 kişiydi) işsiz sayısındaki artış yarım milyona ulaşmış durumda ve bu rakam hâlâ Almanya’daki işsizliğin gerçek boyutlarını yansıtmıyor. SPD-Yeşiller Partisi koalisyon hükümeti, geçen yıl istatistiklerin hesaplanmasında değişiklik yaparak, yeniden eğitim programlarında yer alan işsizleri, toplam işsiz sayısının dışında bıraktı.

Aynı zamanda işsiz olduğu halde hâlâ tasarrufu olan ve birlikte yaşadığı insanlardan eşi (ya da çocuğu) çalışan ve bir gelir elde eden insanlar da son işsizlik verilerinin dışında bırakıldılar. Hartz IV yasaları bu durumdaki insanların işsizlik başvurusu yapmalarına izin vermiyor. İş aradığı halde, çok az sayıda iş olanağı sunabildikleri için iş kurumu bürokrasilerine başvuruda bulunmayı gerekli görmeyenler de işsizler arasında sayılmıyorlar.

2004 yılının Aralık ayına ait yaklaşık 4,5 milyon işsiz rakamı kendi başına Almanya’nın 1990’da birleşmesinden bu yana görülen en yüksek işsizlik düzeyini temsil ediyor. Kasım ayında ilave 206.900 kişi işini kaybetti -bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla bu 149.200 kişilik bir artış. 2004 yılı boyunca 4,38 milyon insan -işgücünün yüzde 10,5’i- resmen işsiz konumundaydı.

Yeni kitlesel işten çıkarmalar

Yeni rekor düzeydeki işsizlik rakamlarına -geçtiğimiz yıl ve geçtiğimiz aylarda devasa kârlar açıklamış olan bir çokları da dahil olmak üzere- bir dizi büyük Alman şirketi tarafından açıklanan yeni bir işten çıkarma dalgası eşlik ediyor. Alman sanayinin bütün sektörleri (inşaat sektörü hariç) resmi olarak ortalama sadece yüzde 1,7 büyüdü. İmalat sanayi bu rakamda en büyük paya (yüzde 4,6) sahip olurken, Alman inşaat sektörü 1995 düzeyine doğru gerilemeye devam ediyor.

Geçen yıl kol gücüyle çalışan işçilerin ve büro işçilerinin gelirleri hiçbir artış göstermezken ya da sektörde uygulamaya konan ücret indirimleri ve tasarruf önlemleri nedeniyle gerilerken, şirket kârları toplam olarak yüzde 10’dan daha fazla artarak 493 milyar euroya (639 milyar dolar) ulaştı. Buna rağmen bir dizi büyük işveren Ocak ayında bedelini işçilerin ödeyeceği ilave maliyet azaltıcı önlemler içeren yeni planlar açıkladılar.

Deutsche Bank:Almanya’nın en büyük bankası, yatırım bankacılığı ile uğraşan yan şirketlerinde büyük çaplı işten çıkartmalar başlattı. Londra ve New York’taki yüzlerce Deutsche Bank çalışanına daha şimdiden uyarı yazısı gönderilmiş durumda ve banka 2.000’i Almanya’da olmak üzere, dünya çapında 6.400 kişiyi işten çıkarmayı planlıyor.

Bu derece büyük çaplı bir işten çıkarmanın ardında banka yönetim kurulu başkanı Josef Ackermann’ın sert bir tasarruf programıyla bankanın özsermayesini yüzde 25 oranında artırma arzusu yer alıyor. Uzmanlara göre bu işten çıkarma dalgası bu hedefe ulaşmak için yeterli olmayacak; bu da ilave işten çıkarmaların beklenebileceği anlamına geliyor.

T-Mobile:En büyük Alman cep telefon işletim ağı grubu önümüzdeki iki yıl içinde Avrupa’da 2.200 kişiyi (Almanya’da 1.200) işten çıkarmayı planlıyor. T-Mobile 2006 sonunda yıllık maliyetlerini bir milyar euro (1,3 milyar dolar) azaltmayı planlıyor. T-Mobile’ın sahibi olduğu Deutsche Telecom 2002 yılından bu yana toplam çalışan sayısını 55.000 kişi azalttı. Telekom yönetim kurulu başkanı Hans Klinkhammer daha birkaç hafta önce yeni işten çıkarmalara yönelik planını açıkladı. 2006 ve 2007 yıllarında 10.000 kişi daha işten çıkarılma riskiyle karşı karşıya.

Volkswagen:Geçen yıl çalışanlara, esnek çalışma süreleri ve ücret indirimleri gibi bir dizi çok kapsamlı önlem dayatılmış olmasına karşın VW genel müdürü Bernd Pischetsrieder "Devinim İçin" adını taşıyan bir başka tasarruf planını açıkladı. Üretim maliyetlerinde daha büyük çaplı düşüşler sağlamaya yönelik planlar şirketin Almanya’daki ana üretim tesisinde -Wolfsburg’da - 3.000 ile 4.000 işin tehlikede olduğu anlamına geliyor. Bu yeni tur kesintiler geçen yılki kârın beklenenden daha düşük çıkmasından kaynaklanıyor. Tasarruf önlemlerinden en ağır biçimde etkilenecek olan bölümler dağıtım, bilişim teknolojileri ve idari işler olacak.

Walter Bau:Almanya’nın üçüncü en büyük inşaat şirketi olan Walter Bau, üst üste büyük boyutta zarar etmesinin ardından, çok kısa bir süre önce iflasını istedi. Walter Bau dünya çapında 10.000 kişiyi istihdam ediyor ve yan sanayilerde de buna eşit sayıda iş, şirketin kaderine bağlı durumda. İflas sürecinin ortaya çıkardığı ilk sonuç bir dizi Alman bankasının şirketi kurtarmaya yönelik bir planı reddetmesi oldu. Görüşmelerde Deutsche Bank’ın önderliğinde, 27 bankadan oluşan bir bankalar konsorsiyumu yer aldı.

Walter Bau’nun kaderi 1990’ların ortalarına uzanan ve bütün Alman inşaat sektörünü kapsayan krizle bağlantılı. Hükümet politikalarının bir sonucu olarak eyalet hükümetleri ve yerel yönetimler büyük Alman şirketlerinden sağladıkları gelirlerde ve topladıkları vergilerde büyük azalmalarla karşı karşıya kaldılar. Bunun sonucunda da kendi kesinti ve tasarruf önlemlerini uygulamaya koydular, yeni bina yaptırma projelerini iptal ettiler ve sektörün krize girmesine neden oldular. İnşaat sektöründe istihdam 1995’ten bu yana yarı yarıya azaldı ve şimdi 767.000 kişi düzeyinde. Gelecek yıl 32.000 ile 40.000 arasında değişen ilave işten çıkarmanın yaşanacağı tahmin ediliyor.

Infineon:Çip üreticisi Infineon da tasarruf ve rasyonalizasyon programını yoğunlaştıracağını açıklamış durumda. Münih, Berlin, Longmont ve Colorado’daki cam fiber üretim tesisleri kapatılacak. Bunun ilk elde yol açacağı istihdam kaybı, çoğu Almanya’da olmak üzere 350 kişi. Bu açıklama, çip üretimi alanındaki aşırı derecede rekabetçi ortam içinde zarar etmeye devam eden şirketin, üç yıl önce kimi fabrikalarını kapamasının ve işten çıkarmalara başvurmasının üzerine geldi. İşçiler işlerini kaybederken ve bozulan ücret ve çalışma koşulları nedeniyle sıkıntı çekerken, şirket ayrılan genel müdürü Ulrich Schumacher’i 5,25 milyon euro (6,8 milyon dolar) tazminatla ödüllendirecek kadar eli açık davranabildi. Tartışmalı biri olan Schumacher şirketin yürütme komitesinden gelen baskının ardından görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

Siemens:Siemens’in yeni başkanı Klaus Kleinfeld, 28 Ocakta işe başladığı ilk gün şirketin komünikasyon alanında faaliyet gösteren yan şirketinden (COM) 1.350 kişinin çıkartılacağını açıkladı. Münih’te dört yüz kişi, Berlin’de 200 kişi ve Almanya dışındaki dağıtım merkezlerinde 650 kişi işten çıkartılacak. Bundan başka, şirketin esas faaliyet konusu olan telekomünikasyon alanında yan şirketlerde çalışan 100 kişinin işine son verilecek. Siemens geçen yıl telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren yan şirketlerinden toplam 18 milyar euro (23,3 milyar dolar) gelir elde etti -bu tutar şirketin toplam gelirlerinin dörtte birini oluşturuyor. Yine de bu rakam 2003 yılına göre yüzde 3,2 oranında bir artışı temsil etse de, şirket proje hedeflerinin tutturulamamasından şikayetçi.

1 Ekimden bu yana Siemens’in komünikasyon bölümü, geçtiğimiz ilkbaharda kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan, Bocholt ve Kamp-Linfort’ta cep telefonu üreten iki fabrikayı da kapsıyor. Her iki fabrikada çalışan işçiler üretimin Macaristan’a kaydırılmasıyla tehdit edildiler, her hafta ücretsiz olarak beş saat daha fazla çalışmak da dahil olmak üzere, çalışma koşullarında ve ödeneklerinde hatırı sayılır miktarda ödün vermeye zorlandılar. Bunun karşılığında şirket yönetimi istihdamı iki yıl boyunca sürdürme güvencesini verdi.

Buna karşılık 2004 yılının son üç ayında Siemens mobil komünikasyon grubu 143 milyon euro (185 milyon dolar) zarar etti ve şimdi bütün sektörün üzerinde bir soru işareti asılı duruyor. Ekonomi gazeteleri geçtiğimiz haftalarda grubun satılma ya da bir başka şirketin içinde eritilmesi olasılıkları konusunda spekülasyonlar yapıyorlar.

Geçen yıl, genel müdür Heinrich von Pierer’in şirketin üretimi doğu Avrupa’daki ve Asya’daki düşük ücretli ülkelere kaydırmasının sağlayacağı avantajlara işaret etmesinin ardından bir çok Siemens işçisi çalışma haftasının uzadığına ve ücretlerinde indirim yapıldığına ve çalışma koşullarının kötüleştiğine tanık oldu. VW ve DaimlerChrysler gibi diğer şirketler aynı yolu izleyerek bir girdap başlattılar. Sendikalar tarafından verilen ve üzerinde anlaşılan ödünlere karşın işlerin daha güvenli hale geldiğine dair ortada hiçbir belirti yok.

Siemens’in işten çıkarmalar ve kesintiler konusunda yaptığı son açıklama bir bütün olarak şirketin kârlarında muazzam bir artışın hemen ardından geldi. Siemens geçen yıl vergi sonrasında 3,4 milyar euro (4.4 milyar dolar) kâr elde etti. Şirket 2005 yılında bu rakamı aşmayı umuyor.

Şirketin yeni yönetim kurulu başkanı Klaus Kleinfeld yeterince kârlı olmayan bütün bölümlerde radikal bir rasyonalizasyon programı uygulamaya yönelik planlarını açıkladı. Siemens’in başına geçmeden önce Kleinfeld, 2001-2004 yıllarında şirketin ABD’deki çıkarlarını korumak için uyguladığı acımasız yönetimle ün kazanmıştı. Amerika’daki yan şirketin başında olduğu dönemde zarar etmekte olan şirketi kâra geçirdi. Aynı zamanda 10.000 işçi işini kaybetti.

Aynı zamanda bakınız
Makalenin İngilizce orijinali
(5 Şubat 2005)

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır