World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : İşçi mücadeleleri : Opel ve GM

Alman Opel işçileri: "3-4 euro düzeyindeki ücretlerle rekabet edemeyiz"

Muhabirlerimiz bildiriyor
19 Ekim 2004

DSWS muhabirleri Bochum Langfendreer fabrikasında çalışan Opel işçileri ile görüştüler.

Aks fabrikasında çalışan daha ileri yaşlardaki bir grup işçi Bochum’daki Opel fabrikasında 40 yıldır çalışmakta olduklarını söylediler.

Franz, "İşler böyle gitmeye devam ederse bunun sonu nereye varacak?" diye sordu. "Önce Siemens atağa geçti ardından diğer şirketler onu izlediler. Bu sadece ilk adım. Fabrikayı 2009 ya da 2010 yılında bütünüyle kapatmak istiyorlar. O zaman bu insanlar nerede çalışacaklar? Ruhr bölgesinde neredeyse hiç yeni iş yaratılmıyor.

"Doğuya doğru genişleme (Avrupa Birliği’nin genişlemesi) buradaki yüksek ücretli işlerin ortadan kaldırılması ve ücretlerin radikal bir biçimde aşağıya çekilmesi için kullanılıyor. Bunun sonucunda işsizlik artıyor. 3 ile 4 euro (3,75 $ - 5,00 $) düzeyindeki ücretlerle rekabet edemeyiz. Bizim kiramızı ve evimizin diğer masraflarını ödememiz gerekiyor ve bunlar ayda 100 eurodan (125 $) daha fazla tutuyor. Başımızdakiler bizim yaşam koşullarımızı kendilerine dert etmiyorlar, onların milyonları var."

Salı günü düzenlenmesi planlanan eylem günüyle ilgili konuşan Horst şöyle dedi: "İsveçli meslektaşlarımız da eylem gününe katılmak istiyorlar. Bizi birbirimize karşı nasıl kullandıklarını görebilirsiniz. Sendikalarımız ve Betriebsrat (sendika ile şirket yönetiminin birlikte oluşturduğu iş konseyi) ağır ağır ama kesin bir biçimde kendilerinin bölünmelerine izin verdiler. Aynı yönde hareket edecek yerde birbirleriyle didiştiler. Ben burada çalışmaya 1961 yılında başladım. O günlerde biz burada işi durdurduğumuzda, Ruesselsheim’daki meslektaşlarımız da bu eyleme katılırlardı. Artık böyle değil. Bugün herkes kendi fabrikasını düşünüyor."

Horst, Opel yöneticilerinin saldırıları ve davranışları karşısında şok yaşamış. "Bütün yapabileceğimiz onlar görüşmeye hazır olana kadar burada beklemekten ibaret. Başka ne yapabiliriz ki? Eğer buradan ayrılırsak elimizde hiçbir şey kalmaz. Hepimizin ailesi var, evi var, apartman dairesi var –harcamalar birikiyor, her şeyin ödenmesi gerekiyor."

Hükümetin çalışma hayatına yönelik "reformlarına" ve sosyal harcamaları kısma programına değinen Horst şunları söyledi: "Hartz IV’in uygulamaya sokulması durumunda aileme bakamam. Ve bizler devlet tarafından işsizler, yaşlı emekliler vb. için işletilen sigortaya primlerimizi kırk yıldır ödüyoruz. Belki bir işten çıkarılma tazminatı alabileceğiz ancak daha sonra işsizlik ödeneğimiz azaltılacak. Bundan bir çıkış yolu bulmamız gerekiyor."

29 yaşındaki Stefan vites montaj hattında çalışıyor. Stefan, sendikanın ve Betriebsrat’ın kendilerinden bilgi saklamasını eleştirdi: "Sendikalardan ve Betriebsrat’tan hiçbir bilgi alamıyoruz. Basın bizden daha fazla bilgiye sahip. Ne olduğunu en son biz öğreniyoruz. Aynı zamanda İsveç’te durumun ne olduğuna dair hiçbir bilgi almadık. Eğer ortak bir stratejimiz olsaydı daha iyi olurdu; o zaman şirket yönetiminin sesimizi işitmesini sağlayabilirdik. Ruesselsheim’daki meslektaşlarımız eyleme katılmaktan uzak duruyorlar; orada neler olduğuyla ilgili olarak da bir şey duymuş değiliz. Aramızda doğrudan iletişim yok."

Stefan, işleri kaybetmiş olan Opel işçilerine umutlarını yitirmemelerini ve yeni bir iş aramalarını söyleyen Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Başkanı Peer Steinbrueck’un (Sosyal Demokrat Parti – SPD) yaptığı açıklamalara öfkeyle karşılıyor. "Burada sorumluluk şirket yönetimine ait, bize değil. Üstelik yeni bir iş arayan 5 milyon insan daha var."

43 yaşındaki Peter Mueller parça ve aksesuar bölümünde çalışıyor. Peter, "27 yıldır Opel’de çalışıyorum" dedi. "Stajımı burada yaptım. On yıl boyunca fabrika azar azar küçültüldü. Şimdi son darbeye sıra geldi. Fabrikayı küçültme yolunda büyük adımlar atılacak. On yıl içinde Opel bütünüyle ortadan kalkmış olacak."

"En üst düzeydeki yöneticiler sadece fabrikayı en iyi biçimde ve sistematik olarak kapatabilecek insanlar arasından seçiliyor. Her şey paramparça edildi ve taşeronlara devredildi. Tam bir kaos var ve kalite muazzam bir biçimde düştü."

"Siyasetçiler durumun göründüğünün ancak yarısı kadar kötü olduğunu söylüyorlar. Ama tepemizdeki kodamanlar ceplerini dolduruyorlar ve işçiler sadece sosyal güvenliğe başvurma şansına sahipler. Eğer içimizden biri direnirse ve bir şey söylerse onu derhal kapının önüne koyuyorlar."

Peter işini kaybetmekten korktuğunu söylüyor. "Bu yaşta başka bir iş bulamam. Geriye bir tek kendi işimi kurmak kalıyor. Başka bir yol var mı?"

Peter aynı zamanda kötüleşen çalışma koşullarından da söz etti. "Yukarıdan, vardiya şeflerinden büyük bir baskı var: randıman, randıman, randıman – ve kalite düşüyor. Eğer biri hastalanırsa bunu yönetime kanıtlamak zorunda. Sanki bir serfmiş gibi. Bugünlerde her yerde durum böyle.

"İsveç’te insanlar sömürülüyorlar ve hastalanıyorlar. Polonya’da işçiler, saatte sadece dört euro kazandıkları için ürettikleri otomobilleri satın alamıyorlar. Burada da ileride kim hâlâ araba alabiliyor olacak? İşsiz ve sosyal güvenlik geliri ile yaşayan insanlar bunu yapamazlar."

Peter sendikalarla ilgili kuşkularını da dile getirdi. "Sendikalar çoğunluk için varolmalı ancak durum böyle değil. İşten çıkarmalar her zaman sendikanın ve Betriebsrat’ın onayı ile gerçekleşiyor. Betriebsrat baskı altına alınıyor. Herkesin mi, yoksa çalışanların sadece bir bölümünün mü işten atılacağına karar vermek durumunda kalıyor.

"Eğer sendikalar ortak eylem çağrısı yapmış olsalardı durum farklı olurdu. O zaman herkes sokaklara çıkardı. Son büyük grevler 1970’lerde yaşandı. Polonya’daki, İsveç’teki ve bütün diğer yerlerdeki meslektaşlarımızla birlikte kavga vermemiz gerekir. Amerika’daki şirket genel merkezinden bütün işittiğimiz kâr, kâr, kâr. Koltuklarında oturuyorlar ve satışlarına ve kârlarına bakıyorlar. Buna karşı direnmek zorundayız."

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır