World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Tarih

Lutte Ouvrière’in Paris’te düzenlediği festival

Irak savaşı konusunda suskunluk ve başörtüsü yasağına verilen destek

Peter Schwarz
17 Haziran 2004

Lutte Ouvrière (LO) yıllık festivali 28-30 Haziran’da Paris’in eteklerinde gerçekleştirdi. Trotskist olduğunu iddia eden bu örgüt, Fransa’daki ana sol radikal eğilimlerden birini oluşturuyor. 2002’de bu örgütün başkan adayı Arlette Laguiller yüzde 6 oranında oy toplamıştı. LO, 13 Haziran’da yapılacak Avrupa Birliği (AB) seçimlerine Ligue Communiste Révolutionnaire (LCR) ile birlikte oluşturdukları ortak listeyle katılacak.

LO’nun birkaç bin üyesinin ve taraftarının katıldığı üç gün süren etkinlik Oise Vadisi’nde yer alan küçük bir şatonun bahçesinde gerçekleştirildi ve esas olarak eğlence amaçlı idi. Festival alanına farklı bölgelerin özelliklerini yansıtan yiyecek standları, rock konserleri, kültürel toplantılar ve diğer çeşitli eğlenceler damgasını vuruyordu. Sadece bir köşe siyasi tartışma için ayrılmıştı. Burada diğer çeşitli siyasi örgütlerin de kendi standlarını açmalarına izin verilmişti. LO ya da davetli gruplar tarafından çeşitli konularda, bir saatlik tartışmalardan oluşan üç forum düzenlendi.

Üç gün boyunca, her öğleden sonra, festival alanındaki bütün faaliyetler yarım saat süreyle Arlette Laguiller’in alanın merkezinde yer alan sahneden yaptığı konuşma nedeniyle durduruldu. Bu konuşmalar festivalin ve LO’nun Avrupa seçim kampanyasının en yüksek noktasını oluşturuyordu. Laguiller’in yanı sıra LCR’den Olivier Besancenot’un da konuşma yaptığı Pazar günü bir kaç televizyon ve radyo kanalı bu konuşmaları yayınlamak için yayın ekiplerini festival alanına gönderdiler. Gazete ve dergilerin temsilcileri de festival alanında konuşlanmışlardı.

Laguiller ve Besancenot’un yaptıkları konuşmalarda güncel siyasi sorunlardan hiçbirinin ele alınmaması dikkat çekiciydi. Özellikle her iki konuşmacı da, son bir yılı aşkın bir süredir uluslararası düzeyde sürekli olarak başlıklarda yer alan Irak savaşına bir kez olsun değinmedi. Her iki konuşmacı da ortalama bir sendika görevlisinin herhangi bir "1 Mayıs" mitinginde söyleyebileceği şeylerin ötesine geçmedi.

Laguiller’in ilk konuşması işverenlere ve hükümete yönelik şikayetlerle sınırlı kalan bir konuşmaydı. Laguiller "Bizler her şeyden önce, patronların emekçilerin üzerine yüklenmesinin yarattığı durumu ve birbiri ardınca gelip giden ama hep büyük patronlar adına hareket eden, hükümetleri suçluyoruz" dedi.

Buradan, Laguiller tek çarenin daha yoğun toplumsal mücadele olduğu sonucuna ulaştı. "[Patronların] bu saldırısını durdurabilmek için seçimde oy kullanmanın ötesinde bir şeyler yapmak gerekiyor. Gerekli olan şey işçilerin toplumsal mücadeleye yeniden katılmalarıdır. İşçilerin büyük kolektif güçlerini kullanmaları kendileri için bir zorunlulukdur. Gerekli olan şey, tekil sektörlerin ve şirketlerin ötesine geçerek, emeğin yaşayan güçlerinin tamamını birleştirecek kitlesel bir mücadele, büyük grevler, genel grevlerdir."

Eğer Laguiller’in iddiasının izinden gidilecek olunursa, bu durumda toplumsal reformlar politikasına dönüşün önünde işçi sınıfının mücadele etmeye hazır olmamasının dışında herhangi bir engel bulunmadığı sonucuna ulaşmak gerekiyor. Laguiller şu soruyu sordu: "Kârları hızla artmakta olan bütün bu şirketlerin işçilerin satın alma gücünü artıracak durumda olmadıklarına inanmamızı mı bekliyorlar? Şirketler işçilerin satın alma gücünü artırabilecek durumdalar, fakat bunu ancak yapmaya zorlandıkları zaman yapacaklar." Laguiller daha sonra da şunu söyledi: "Sermaye kitlesel işten çıkartmaları önlemeye yetecek kadar kâr elde ediyor."

Laguiller sadece konuşmasının sonunda Avrupa’yı ele aldı. Ve bu konuda söylediği tek şey işçilerin her yerde aynı sorunlarla karşılaştıkları ve daha fazla mücadele etmeleri gerektiği oldu: "Bu ülkede olduğu gibi, Avrupa düzeyinde de geleceğin anahtarı işçi sınıfının özgüvenini yeniden kazanabilme becerisinde, patronların ekonomi üzerindeki dizginsiz gücünü ortadan kaldırmak için mücadele etme gücünü kendinde yeniden bulmasında yer alıyor."

Laguiller 64 yaşında ve gençliğinden bu yana siyasi olarak aktif olan bir insan. Bu nedenle onun hükümete ve patronlara karşı mücadeleyi sendikal mücadele ile sınırlandırması toyluk olarak görülemez. Laguiller bilinçli bir biçimde işçi sınıfının siyasi bir gelişim göstermesini engellemeye çalışıyor.

Son yılların deneyimleri ışığında değerlendirildiğinde, Laguiller’in "toplumsal" bir taarruzun yoksulluk ve işsizlik sorununu halledebileceğine ilişkin sözlerinin apaçık bir saçmalık olduğu görülüyor. İşçiler yıllardır haklarını ve kazanımlarını savunmak için yaptıkları her girişimde iki temel engelle karşılaştılar: modern işletmelerin ulusal sendikal baskıya gittikçe daha az duyarlı hale gelmelerine yol açan uluslararası karakteri ve resmi işçi partilerinin ve sendikaların ihaneti. Özellikle Fransa’da işçi mücadelesi yok değil. Milyonlarca işçi toplumsal haklarını ve kazanımlarını savunmaya hazır olduğunu çeşitli kereler ortaya koydu. Ancak resmi sol partiler ve sendikalar sürekli olarak grevleri ve protestoları, bu eylemleri boykot ederek ya da çıkmaz sokaklara yönlendirerek yenilgiye taşıdılar.

Dolayısıyla herhangi bir başarılı taarruzun yapılabilmesinin önkoşulu bu reformist örgütlerden kopmayı gerektiriyor. İşçi sınıfı uluslararası, sosyalist bir stratejiye ihtiyaç duyuyor; sermayenin artan saldırılarına etkin bir biçimde karşı çıkabilmenin başka bir yolu yok. LO ve LCR böyle bir siyasi kopuşu önlemeye çalışıyorlar. Laguiller’in patronların yürüttüğü taarruzun "toplumsal" (yani bütünüyle sendikal) mücadelelerle önlenebileceğini söylemiş olması, sendikaların ve resmi sol partilerin reformizminin itibarının iade edilmesi anlamına geliyor –kendisi eski sol hükümetin "neo-liberal politikalarını" ne kadar eleştiriyor olursa olsun.

Son yıllarda yaşanan büyük grev hareketlerinde LO ve LCR her zaman sendika bürokrasisinin arkasında sadakatle yer aldılar ve sendika bürokrasisinin izlediği yola yönelik her türlü eleştirinin önünü kestiler. Geçtiğimiz ilk baharda milyonlarca insan muhafazakar hükümetin emeklilik reformuna karşı yapılan grevlerde ve gösterilerde yer aldığı sırada LO genel greve gidilmesi talebini ateşli bir biçimde reddetti.

Bu tutum aynı zamanda, bütün dünya neredeyse başka bir konudan söz etmezken, ne Laguiller’in ne de Besancenot’un Irak savaşından söz etmemeleriyle ortaya çıkan tuhaf durumu da açıklıyor. Bu savaşın arkasında yatan dünya durumundaki değişiklik –ABD’nin egemenlik için giriştiği çabalar; açık sömürgeciliğin yeniden ortaya çıkması; dünyanın yeniden bölünmesi kavgası- ulusal sınırlar çerçevesi içinde toplumsal koşulları tedricen iyileştirme perspektifinin temellerini ortadan kaldırdı. Avrupa’daki hem sağ hem de sol hükümetler ABD’nin artan baskısına kendi askeri harcamalarını artırarak ve işçi sınıfına yönelik saldırılarını yoğunlaştırarak cevap veriyorlar.

Konuşmasını yaptıktan sonra Laguiller’e Amerikan hükümetinin krizinin Avrupa’daki siyasi durum üzerinde ne tür bir etki yaratacağını sorduk. Laguiller’in bu soru karşısında ne yapacağını bilemez bir duruma düştüğü açıkça görülüyordu. İlk tepkisi "Buna gerçekten cevap veremem" şeklinde oldu.

Daha sonra soruyu sadece savaşın halkın nasıl "harekete geçmesine" katkıda bulunduğuna değinerek cevaplandırdı. Laguiller savaşa destek vermiş olan kimi ülkelerde bunun iç siyasi durum üzerinde doğrudan bir etki yarattığını söyledi. Laguiller şöyle dedi: "Ne var ki Irak savaşına katılmayan Avrupa ülkelerinde durum pek böyle değil, çünkü halkın sürekli olarak gösteriler düzenlemek için daha az nedeni var. Avrupa düzeyinde benzer tepkiler ortaya çıkmadı. Verilen tepkiler ülkeden ülkeye değişiklik gösterdi."

Bu cevap sadece Amerikan emperyalizminin krizinin Avrupa’nın iç dengeleri üzerindeki dramatik etkilere yönelik bir kavrayış eksikliğini göstermiyor; aynı zamanda LO’nun Başkan Jacques Chirac’ın dış politikasına köklü bir itirazının olmadığını da ortaya koyuyor. Fransız hükümeti Irak savaşını desteklemedi ancak bu tutum en başından itibaren Fransız emperyalizminin Ortadoğu’da ve dünyanın diğer bölgelerinde kendi çıkarlarını en iyi nasıl savunabileceğine ilişkin yaptığı hesaplar tarafından belirlendi.

LO’nun aynı zamanda Avrupa Birliği’nin doğuya doğru genişlemesini destekliyor olması da –Fransız (ve Alman) emperyalizminin bir başka dış politika projesi- bu örgütün karakteristik özelliklerinden birisi. "Genişlemeden korkmayın" başlığını taşıyan kapsamlı bir LO bildirisinde "Avrupa’nın genişlemesi, bütün sınırlılığına karşın, su götürmez bir ilerlemeyi temsil ediyor" deniliyor. Bildirinin kalan bölümlerinde hiçbir berrak hat yer almıyor ve bildiri büyük ölçüde birbirinden kopuk anekdotlardan oluşuyor.

LO, Avrupa Birliği’nin genişlemesinin esas olarak büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet edeceğini kabul ediyor ancak şunu da ekliyor: "Hali hazırda tamamlanmamış durumda olan birleşme bir aşamada tamamlanmış olacak ve Avrupa’da işçi sınıfının ve genel olarak işçilerin ağırlığı artacak ve bu durum işçilerin, kamu güçleri ve finansın başındakilerin üzerinde daha büyük bir baskı kurmalarını mümkün kılacak."

LO, sosyalist bir Avrupa’nın ancak bugün işçi sınıfının toplumsal ve siyasi haklarına saldırıda öncülük yapmakta olan AB kurumlarına karşı siyasi bir mücadele vererek gerçekleşebileceğini bütünüyle göz ardı ediyor.

LO’nun düzenlediği etkinlikte tartışmaların gerçekten hararetlenmesine yol açan tek bir siyasi sorun vardı –kısa bir süre önce kabul edilen, Müslüman kızların okulda başörtüsü takmalarını yasaklayan yasa. LO bu yasayı, Laguiller’in yasanın "bugüne kadar görülmüş en gerici hükümetlerden biri tarafından" çıkarıldığını itiraf etmiş olmasına karşın, çekincesiz bir biçimde destekliyor.

Dünya Sosyalist Web Sitesi tarafından kendisine neden Chirac’ın Devlet Bakanı Nicole Guedj ile aynı safta yer alarak bu yasayı desteklediği sorulduğunda, Laguiller kendisinin "kadın haklarının saflarında" yer aldığını söyleyerek cevap verdi. Laguiller okullarda dini sembollerin giyilmesini ya da takılmasını yasaklayan bu yasaya verdiği desteği, kürtaj hakkı için verilen mücadeleyle karşılaştırdı –baskıcı bir yasa ile sivil haklar veren bir yasa aynı kefeye konulabilirmiş gibi. Laguiller’in verdiği bilgiye göre o sırada kürtaj hakkı için verilen mücadelede kendisi bir muhafazakar politikacıyla, Simone Weill’le aynı safta yer almış.

Başörtüsü yasağı ile ilgili yapılan bir foruma yüzlerce insan katıldı. Resmi LO sözcüsü olan kadın örtünmeyi, yarı histerik bir tavırla, kadının ezilmesinin somut bir örneği olarak ve bu dini sembolün yasaklanmasını sanki kadınlara karşı uygulanan bütün ayrımcılığa son verecek bir çözümmüş gibi anlattı. Çok kısa bir süre önce LO’ya katılmış olan genç bir Cezayirli bunun sadece toplumsal konularla değil, fakat "genç erkeklerin" kızlara yönelik davranışlarıyla ilgili bir sorun olduğunu söyledi. Yasak aleyhinde konuşan herkes düşmanca bir tepkiye hazır olmak durumundaydı.

Ancak Kuzey Afrikalı göçmenler arasında 40 yıl boyunca çalışmış olan yaşlıca bir sosyal işler çalışanının söz almasından ve bu yasanın "felaketli" sonuçlar yarattığını söylemesinin ardından yasanın taraftarları bir parça daha sakin davranmaya başladılar. Söz alan sosyal işler çalışanı yasanın Müslüman aileleri nasıl damgaladığını ve Müslüman kızların durumunu nasıl kötüleştirdiğini anlattı. Yinede LO yasayı savunmaya devam etti.

Festivalin ana karakteristik özelliklerinin bir bilançosu çıkarıldığında – siyasi sorunlardan uzak durma ve Irak savaşı konusundaki suskunluk; bütünüyle sendikal bir perspektif üzerindeki ısrar; AB’nin genişlemesine verilen destek; ve gerici, anti-demokratik bir yasayı hararetli bir biçimde savunmak- LO’nun açıkça sağa doğru bir kayış içinde olduğu görülebiliyor. Bu örgüt, dünya çapında patlak veren toplumsal ve siyasi çelişkilerle yüzleştikçe Fransız devletine doğru yakınlaşıyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır