World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : İşçi mücadeleleri : Opel ve GM

İşten çıkartılan Opel işçisi: "İşten çıkartmalar çalışanların gözünü korkutmayı hedefliyor"

Turhan Esin’le söyleşi

Andreas Kunstmann ve Dietmar Henning
2 Aralık 2004

Son günlerde Almanya’da, Bochum’daki Opel fabrikasında yaşanan yedi günlük grevin sona ermesinden kısa bir süre sonra şirket yönetimi iki işçiyi işten çıkardı ve bu işçilerden biri iş komitesi üyesi olan Turhan Esin’di. Opel’in ana şirketi General Motors tarafından şirketin Avrupa’daki fabrikalarında kitlesel işten çıkarmalar yapılacağını açıklamasını protesto etmek üzere 14 Ekim’de başlatılan grev, en başından itibaren işçilerin yaptıkları eylemlerin altını oymak ve yok etmek için çabalayan IG Metall sendikası tarafından onaylanmadı. Almanya’da geçtiğimiz on yıllar boyunca yapılan her grevin aksine Bochum’daki iş bırakmada sendika, iş komitesi ve şirket yönetimi arasında grevci işçilerin daha sonra işten çıkartılmalarını ve cezalandırılmalarını yasaklayan herhangi bir anlaşma imzalanmadı.

Bu Opel yönetimine Bochum’da grevcilerin sözcülerine karşı harekete geçme olanağını verdi. İki işçinin işten çıkarılmasından sonra, bir üçüncüsünün de işine son verildi.

Bochum iş komitesi 28 Ekim’de Turhan Ersin ve iş arkadaşının işten çıkarılmalarını oybirliğiyle reddettiğinden şirket yönetimi işten çıkarmaların uygulamaya konması için mahkemeye başvurdu ve 5 Kasım’da uzlaştırma komisyonuna bir ihbarname gönderdi.

Ersin, 1988 yılından bu yana Opel fabrikasında genç işçilerin sözcülüğünü yapıyor. 1998’de iş komitesinin aday üyesi ve 2002’de de tam üyesi oldu.

Ersin kısa bir süre önce Dünya Sosyalist Web Sitesi’nden Andreas Kunstmann ve Dietmar Henning’le görüştü.

DSWS:Tam olarak neyle suçlandın?

Ersin:İş arkadaşlarıma sözlü olarak saldırdığım ve onlara karşı güç kullandığım iddia edildi. Fiziksel saldırı nedeniyle suçlanmadım. Bilebildiğim kadarıyla bu suçlamaları bir ustabaşı ve iki işçi yaptı. Bununla birlikte onların

adlarını kamuoyuna vermek istemiyorum.

Bizler I. Fabrika’da gece vardiyasındaydık. Ben, şans eseri yalnız değildim. Benimle birlikte yaklaşık olarak 150 işçi daha vardı. Tam orada, Opel’in işten çıkartmak istediği işçi sayısını bir megafonla duyurdum. Bu sayı bize iş komitesinin birkaç saat önce yapılan toplantısında iş komitesi başkanı Dietmar Hahn tarafından verilmişti.

Bunun ardından bir işçi karşımda durdu ve beni yalan söylemekle suçladı. Ona "sen kimsin?" diye sordum, çünkü iş önlüğü giymiyordu ve onu tanımıyordum. "Ben falan filanca ustabaşıyım" dedi. "Çalışanlar olmayınca ustabaşı da olmayacaktır. Bunun farkında mısın?" yanıtını verdim. O ise "iş komitesinden zırva dinleyerek vakit kaybedemem ben" dedi. Bunun üzerine ben de ona şunu söyledim: "Bu bir zırva değil. Ben iş komitesi üyesiyim. İnsanlar gitmek zorunda kaldıklarında sen de onlardan biri olacaksın. Sen de benim kadar gençsin."

Görünüşe bakılırsa ustabaşı bunu bir tehdit olarak algıladı. Ben ona ne saldırdım, ne rencide ettim ne de terbiyesizlik yaptım. Buna karşılık o beni sürekli olarak yalan söylemekle suçladı. Neyse ki orada birçoğu bu tartışmaya tanık olan 150 kişi daha vardı.

Bunun dışında II. Fabrika’da bir olay yaşandı. Bu birkaç gün sonra oldu. II. Fabrika’da danışma standındaki bir adama yardım ettim. Bizler yedi gün boyunca yaklaşık olarak 24 saat süreyle oradaydık. Sadece ben değil. Diğer bütün iş arkadaşlarım da oradaydı. İnanılır gibi değildi. Her taraftan destek ve dayanışma gördük. Çocuklar bile yanımıza geldiler.

Danışma standında makine tamircilerinin hâlâ çalışmaya devam ettikleri söylendi. İşçiler bana ne yapılması gerektiğini sordular. Bu iş alanından ben sorumluyum. Onlara bütün bakım grubunun çalışmadığını, sadece A, B ve C isimli iş arkadaşlarımızın çalışmayı sürdürdüğünü söyledim. Şöyle dedim: "Dinleyin, herkesin çalışmaya devam etme hakkı var. Bu işçiler çalışmak zorunda olduklarına inandıkları zaman, çalışmaya devam ederler. Onları rahatsız etmemeliyiz."

Şimdi bu üç işçinin adını vermekle ve bu yolla greve katılmayan işçiler üzerinde baskı kurmakla suçlanıyorum. Şu ana kadar bu işçilerin tırnağına zarar gelmedi. Opel’in mahkemeye verdiği dilekçede isimlerin verilmesiyle ilgili muazzam bir yaygara koparılıyor.

DSWS:Senin ve diğer iki işçinin dışında herhangi bir uyarı yapılmadan işten çıkarılan başka işçi oldu mu?

Ersin:Jürgen Rosenthal’e üç uyarı verildi. Ona karşı yöneltilen suçlamaları gülünç buldum. Yaşandığı iddia edilen olaylar 8 Ekim tarihinde meydana geldi. Buna karşılık Rosenthal bu uyarıları daha sonra, birkaç gün süren resmi olmayan grevden sonra aldı. Bunun içinde saklı olan anlamı görmek hiç de zor değil. İşten çıkarmaların ve Rosenthal’e verilen uyarıların amacı çalışanların gözünü korkutmak.

Diğer başka vaka olup olmadığını bilmiyorum.

DSWS:IG Metall işçi temsilcileri komitesi işten çıkartmalara karşı imza topluyor. Bu çalışma nasıl bir karşılık gördü?

Ersin:Çok büyük bir karşılık gördü. İmza toplanma çalışması hâlâ devam ediyor. İşçilerin benim arkamda olduklarını biliyorum. İş komitesi temsilcisi olduğum II. ve III. Fabrikanın işçileri arkamda tek vücut halinde duruyorlar, çünkü bana inanıyorlar.

DSWS:Grevi bitirmeden, nasıl olabildi de şirket yönetimiyle hiçbir işçiye karşı hiçbir şey yapılmayacağı konusunda anlaşmaya varılmadı?

Ersin:Aynı soruyu ben de kendi kendime soruyorum. Daha önceleri işten çıkarmalar her zaman uyarı ile birlikte yapılırdı. Normalde anında işten çıkartma yapılmasını yasaklayan anlaşmalar yapılırdı. Bu soruyu başka insanlara sormanız gerekir. İş başı yapma kararının alındığı kitlesel toplantının hemen sonrasında işçiler işlerinin başına geri döndüler. Anlaşmaya bu toplantıdan önce varılmış olması gerekirdi. Bunu iş komitesinde tartışmadık. Bizim bir iş komitesi yönetimimiz var ve onların bunu daha önceden göz önüne almış olmaları gerekirdi.

DSWS:Grevin sona erişini nasıl görüyorsun?

Ersin:Biz her zaman kararı vermesi gerekenin çalışanlar olduğunu söyledik. Herkes oylama yapmayı kabul etti. Oy pusulası ile ilgili bir sürü saçmalık söz konusuydu. Oy pusulasında ne yazacağı daha önce oybirliği ile kararlaştırılmış olduğu halde oylamadan önceki gece yarısı bu ifade yeniden şekillendirildi. Daha önce üzerinde anlaşmaya varılmış olan ifade şuydu: "Danışma standının kaldırılmasından yana mısınız? Evet/Hayır." Ne daha fazla ne daha az. Ertesi gün oy pusulasını gördüğümüzde gözümüze inanamadık. Oy pusulasında şöyle yazıyordu: "İş komitesi şirket yönetimiyle görüşmelere devam etmeli ve üretim sürdürülmeli mi?"

DSWS:Kitlesel toplantı herhangi bir tartışma yapılmadan nasıl grevin sona erdirilmesine karar verebildi?

Ersin:Bu fikir II. ve III. Fabrikalardan geldi. Bunu iş komitesinde tartıştık. Salon bir günlüğüne tutulmuştu ve sadece birkaç saatliğine kullanılabilirdi. Tartışma için yeterli zaman olmadığına karar verdik. Oylama pusulasına ne yazılacağını daha önce tartışmış olduğumuzdan, toplantıda bu konuda konuşmaya gerek olduğunu düşünmedim. Oy pusulasında yer alacak metin daha öncesinde belirlenmiş olduğundan kitlesel toplantıyı herhangi bir tartışma yapmadan gerçekleştirme konusunda fikir birliğine vardık.

DSWS:Seni ve diğer iki işçiyi savunmak için ne yapılması gerekir?

Ersin:İş komitesi içersinde ben esas olarak komitede olmayan ikinci arkadaş üzerinde yoğunlaşmamız gerektiğini söyledim. O sadece sıradan bir işçi. Muhtemelen söylememesi gereken bir iki şey söylemiş. Bununla birlikte işten çıkarılması bununla ilgili değil. O hiç kimseye saldırmadı, hiçbir şeyi tahrip etmedi. Benim görüşüme göre iş komitesi onun işten çıkarılması kararı geri alınıncaya kadar her türden fazla mesaiyi reddetmeli. Bir iş komitesi üyesi olarak ben ondan daha fazla hakka sahibim. Opel’in beni şirketten dışarı atmak için bir mücadele vermesi gerekirken, o şirkette kalabilmek için mücadele vermek zorunda. İş komitesinin onun işten çıkarılmasını reddetmiş olması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Şirket üzerinde baskı kurmak ve onu savunmak için daha fazla şey yapılmıyor oluşunu üzücü buluyorum.

DSWS:Her hafta sonu fazla mesai yapıldığını duyduk. Bunun sizin grevinizle bir ilgisi var mı?

Ersin:Hayır, doğrudan bir ilgisi yok. Aslında her Cumartesi’leri çalışılır, geçmişte böyleydi gelecekte de böyle olacak.

DSWS:Diğer Opel fabrikalarıyla, örneğin Polonya’daki ve Belçika’daki fabrikalarla ilişki kuruldu mu?

Ersin:Ne yazık ki şu anda herkes kendi derdiyle ilgileniyor. Rüsselsheim’da ve Kaiserslautern’de [Almanya’daki diğer iki Opel fabrikasının bulunduğu yerler] işçiler sadece ara dinlenmeleri sırasında bir tür dayanışma eylemi yapıyorlar ve ardından yeniden çalışmaya başlıyorlar. Biz sadece kendimize güvenmek zorundayız. Başka yerlerdeki işçiler greve gittiler diye bizim de greve gitmemiz gerekir diyemeyiz.

Bizlerin birlikte hareket etmesi ve devasa General Motors şirketine karşı birlikte mücadele etmemiz gerekir. Bir IG Metall özdeyişi şöyle der: "Sadece birleştiğimizde güçlüyüz." Bununla birlikte, son zamanlarda bu daha az uygulanıyor ve dolayısıyla her fabrika kendisi için mücadele ediyor.

* * *

Dünya Sosyalist Web Sitesi Opel çalışanlarını ve bütün ülkelerdeki işçileri Bochum’daki greve katılmış işçilerin işten çıkarılma kararının ve diğer işçilere verilmiş olan cezaların iptal edilmesini talep etmeye çağırıyor. Protesto mektuplarını şu adreslere gönderin:

Management of the Opel-Werke
Bochum, Adam Opel AG
Opelring 1
44803 Bochum

ve

Hans H. Denmant
Chairman of the Executive Committee
Adam Opel AG
Friedrich-Lutzmann-Ring
65423 Rüsselsheim
Almanya

Lütfen mektuplarınızın bir kopyasını şu adreslere gönderin:

Betriebsrat der Opel-Werke Bochum
Adam Opel AG
Oplering 1
44803 Bochum
Germany

ve

DSWS Yazı Kurulu editor@wsws.org

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır