World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

AB'nin genişlemesi Portekiz'in ekonomik krizini kötüleştiriyor

Daniel O'Flynn
20 Haziran 2003

Ulusal İstatistik Enstitüsü'nün (UİE) verilerine göre Portekiz ekonomisi yılın ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 1,2 oranında küçüldü. Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH), bir önceki çeyrekte gerileme gösterdikten sonra daralmaya devam eden zayıf iç talep nedeniyle düştü.

Üçer aylık dönemler temelinde bakıldığında, ilk çeyrekte GSYİH'nın yüzde 0,1 oranında artış göstermesi teknik olarak resesyona girilmesini önlemekte. Resesyonun ders kitaplarındaki tanımı ardı ardına iki çeyrekte küçülme yaşanması ise de Portekiz ekonomisinin başının dertte olduğu çok açık. GSYİH 2002'in son çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,8 oranında, bir yıl öncesine göre yüzde 1,3 ve 2002'nin üçüncü çeyreğinde ise yüzde 0,3 oranında küçüldü.

Son haftalarda günlük haberlerin neredeyse tamamı ekonominin serbest düşüşe geçtiğini söylüyor. Portekiz Merkez Bankası'nın (Bank of Portugal) yayımladığı veriler ticari güven indeksinin 1993'de yaşanan son büyük resesyondan bu yana en düşük düzeye gerilediğini gösteriyor.

Resmi olarak işsizlik geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 49,6 gibi büyük bir artış gösterdi. 2001'de bu yana ise işini kaybedenlerin sayısı yüzde 26,3 oranında arttı.

2002'de yüzde 4,3 olan işsizlik oranı şimdi yüzde 6,7'ye yükselmiş durumda. Sendikalar ise gerçek rakamın yüzde 7,6'nın üzerinde olduğunu iddia ediyorlar. İşsizlik için Avrupa Birliği'nin (AB) belirlediği hedef rakamı yüzde 5,0'in üzerine çıkılmaması şeklinde ancak Avrupa ülkelerinin çoğunda işsizlik oranları yüzde 7'nin üzerinde seyrediyor. Portekiz'de işsizliğin artışından en çok etkilenen kesim yüzde 81 oranındaki artışla 25-34 yaş arasındaki erkek nüfus. Bu durum 2002'de çalışabilir nüfusun 700.000 kişi artmasıyla şiddetlendi ve bu yıl okullarından mezun olacaklarla birlikte aynı miktarda yeni bir artış yaşanacak.

İstihdam merkezlerinin yayınladığı verilere göre en yüksek niteliklere sahip olanlar en kötü şekilde etkilenenler oldular. Üniversite mezunları için 2001'de 24.000 olan işsizlik rakamı geçen yılın sonunda 30.000'e yükseldi.

Portekiz ortak para birimi Euro'ya geçme niyetini daha işin başında açılayan en hevesli ülkelerden biriydi. Euro bölgesine katılma niyetini açıkladığı zaman Portekiz'de faiz oranları Almanya ve Fransa'nın epeyce üzerinde seyrediyordu. Portekiz bankaları faiz oranları arasındaki bu farklılıktan faydalanarak para kazanabileceklerini fark ettiler ve kendi iç piyasalarında alabileceklerinden çok daha düşük faizlerle Alman Markı ve Fransız Frangı üzerinden borçlandılar. Bu borçları kendi ulusal paralarına çevirdiler ve bir kredi patlamasını finanse etmekte kullandılar.

Portekiz'e akan çok büyük miktardaki para nedeniyle faiz oranları, daha euro uygulamaya geçmeden önce, Almanya'daki faiz oranlarına yaklaştı. Bu ucuz ve bol miktardaki kredinin sonucu şirketlerin ve ailelerin borçlanmasında büyük bir artış yaşandı. Konut yatırımları yükseliş gösterdi, tüketici harcamaları sürdürülemez bir tempoda arttı ve kurumsal yatırımlarda bir aşırılık ortaya çıktı.

Kredi patlaması dış ticaret açığında ve enflasyonda Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) endişelenmesine yol açan bir yükselişe neden oldu. AMB'nin faiz oranlarını Almanya, Fransa ve İtalya'ya göre daha yüksek tutma kararında etkili olan bir unsur da Portekiz'in enflasyonuydu. Geçen hafta AMB başkanı Wim Diusenberg Euro faiz oranını yüzde 2,5'ten yüzde 2,0'a düşürdü. Bu faiz indirimi öncesinde, 1999'da 12 ülkenin parası olarak kullanıma sokulduğundan bu yana değeri 1,1932 ABD $'ı ile en yüksek düzeye çıkmış olan euro son alım satımlarda 1,1814 ABD $'ı üzerinden işlem görüyordu.

Kredi patlaması sona erdi ve ekonomi yavaşladı ancak durum kontrol altına alınmış olmaktan uzak. Portekiz kısa bir süre önce mali politikaları nedeniyle uyarıldı ve hasta ekonomisine destek olmak için borçlanmaya devam ederken İstikrar ve Büyüme Paktı'nın bütçe açığı kurallarını deldiği açıklandı. 2002'nin sonuna gelindiğinde Portekiz Maastricht'de GSYİH'nın yüzde 3'ü olarak belirlenen sınırın üzerine çıkan, yüzde 4.1'lik devasa bir açık verdi.

Verdikleri borçları yabancı para ile finanse eden Portekiz bankaları nedeniyle ülkenin tüm borçlarını geri ödemeye yetecek miktarda parasının olmamasından korkuluyor.

Britanya'da euro karşıtı kamp bu durumdan sık sık ortak paraya geçmenin bir sonucu olarak söz etse de, esas sebep Portekiz'in değişen küresel konumundan kaynaklanmaktadır.

1990'larda Portekiz Avrupa'nın ucuz işgücü platformu olma özelliğini İspanya'dan devraldı. Ulus-ötesi şirketler için tercih edilen üretim platformu haline gelen Portekiz, yüzde 3,5'lik ekonomik büyüme ile diğer Avrupa ülkelerinin önüne geçti. Düşük işsizlik oranı ve düzelen kamu hizmetleri Antonio Guterres liderliğindeki Sosyalist Parti'nin 1999 seçimlerinde o güne kadar kazandığı en çok sandalyeyi elde etmesini sağladı. Ancak iki yıl içerisinde partisinin Aralık 2001 belediye seçimlerinde aldığı yüz kızartıcı yenilginin ardından Guterres istifaya zorlandı.

Bu PSD'nin (Sosyal Demokratlar) muhalefette geçirdikleri yedi yılın ardından iktidara gelmelerinin yolunu açtı. Jose Manuel Durao Barroso'nun başkanlığını yaptığı şimdiki hükümet PSD ve muhafazakar Halk Partisi'nin oluşturduğu bir koalisyon.

Yeni hükümet, Katma Değer Vergisi'ne (KDV) iki puan eklenerek yüzde 19'a yükseltilmesini, gençlere sağlanan barınma yardımının kesilmesini ve 50.000'e yakın kamu çalışanını fazla kamu görevlisini işten çıkartmayla tehdit etmeyi içeren sert bir kemer sıkma önlemler programını uygulamaya koydu. Hükümet aynı zamanda gelecek yıllarda 10 yeni hastane inşa edilmesi için bir Kamu-Özel Finansman Girişimi başlattı ve Sosyal Güvenlik emekliliğini Sigorta Şirketlerine açtı. PSD-PP koalisyonu aynı zamanda çok acımasız göçmen karşıtı yasaları kabul etti. AMB tarafından onaylanan yeni iş yasaları geniş kesimlerin nefretini uyandırdı ve geçen yıl boyunca çeşitli işçi eylemlerinin yaşanmasına yol açtı.

Euro faiz oranının düşürülmesi kararına tepki gösteren Başbakan Durao Barroso reformların euro para birimini dolara karşı ulaştığı rekor seviyeden aşağıya yavaş yavaş indirmekten çok Avrupa ekonomisinin desteklenmesi açısından önemli olduğunu söyledi.

Durao Barroso Şubat ayına kadar geçen üç aylık dönemde Portekiz'in ihracatının yüzde 6 oranında artış gösterdiğine işaret ederek şu açıklamayı yaptı: "Bu Portekiz -aslında Avrupa- ekonomisinin asıl sorununun euro-dollar paritesi olmadığını, ancak asıl sorunun ekonomimizi reforme etmeyi teşvik edecek unsurun varolması olduğunu göstermektedir."

"Euro ister daha kuvvetli ya da isterse daha zayıf olsun, bizim her zaman alabileceğimiz önlemleri almamız, adlı adınca ekonomiyi reforme etmemiz gerektiğini düşünüyorum."

Durao Barroso'nun reform planları bütçe açığı ile mücadele etmek için işçi sınıfına karşı daha ciddi taarruzlar gerçekleştirirken diğer yandan bugün için yüzde 30 olan kurumlar vergisini 2004'de yüzde 25'e ve 2006'da yüzde 20'ye indirmeyi içeriyor. Portekiz'in Avrupa'nın ucuz işgücü platformu olma özelliğini koruyabilmek için hali hazırda batı Avrupa'nın en yoksul işçilerini alıp onları doğudaki işçilerin yaşam standartlarının altına çekmesi gerekiyor.

Her ay ortalama olarak hemen hemen iki şirket Doğu Bloku ülkelerindeki daha ucuz işgücü ve düşük vergilerin sağladığı avantajdan faydalanmak amacıyla kapanıyor ve Portekiz'i terk ediyor. Portekiz'de ortalama ücret 750 euro iken, Bulgaristan'da sıradan bir işçi 100 euro ve Çek Cumhuriyeti'nde kalifiye bir işçi 350 euro kazanıyor.

Avrupa Birliğinin genişlemesi Portekiz kapitalizminin karşı karşıya olduğu krizi daha da derinleştirecek. Daha yoksul Avrupa ülkelerine yatırım yapan şirketler, Portekiz'in AB'den almakta olduğundan ya da şirketlerin ülkeden kaçmasını önlemek için ve devam eden ekonomik gerilemenin işaret ettiği sosyal patlamaları atlatmak için verebileceğinin çok üzerinde AB yardımı alacaklar.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır