World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Türkiye

Kürt aile sınır dışı edilirken Britanya'nın sığınmacılık politikası eleştiriliyor

Niall Green
26 Ağustos 2003

Mülteci bir Kürt ailenin göz altına alınması ve sınır dışı edilmesi hakkında çok sayıda haber çıkmasının ardından, Britanya hükümetinin sığınma talep eden ailelere yönelik yaklaşımı gittikçe artan dozda eleştiriye maruz kalmaya başladı.

Yurdagül Ay ve dört çocuğu, bir yıl boyunca "başarısız" olarak adlandırılan mültecilerin gözaltında tutuldukları merkezde alıkonulduktan sonra, sınır dışı edilip Almanya'ya gönderildiler. Şu anda, Frankfurt'un merkezine yakın bir yerde, bir evangelikal kilisesi tarafından işletilen bir barınakta kalmakta olan ailenin Türkiye'ye gönderilmesi söz konusu. Yurdagül'ün kocası Salih, daha önce Almanya'ya geri gönderildi ve buradan da sınır dışı edilerek İstanbul'a yollandı. O zamandan beri kendisinden haber alınamıyor.

Salih ve Yurdagül Türkiye'den 15 yıl önce kaçtılar. Çocukları Beriwan (14), Newroz (13), Dilovan (12) ve Medya (8) Türkiye'yi hiç görmediler.

Gözaltında bulundukları sürede Ay ailesi ve avukatları Britanya hükümetinin ülkeden çıkarma kararına karşı defalarca itiraz başvurusu yaptılar. Türkiye'ye gönderilecek Kürtler olarak kendilerini bekleyen açık tehlikeye ve çocukların İngiliz okullarında eğitim görmelerine karşın, sonuçta Britanya'da kalma talepleri İstinaf Mahkemesi tarafından reddedildi.

Aile, sınır dışı edilme kararına karşı son bir şans olarak, Britanya'nın en yüksek mahkemesine, Lortlar Kamarası'na başvurdu. Temmuz ayının sonunda başvuru reddedildi.

İçişleri Bakanlığı sınır dışı etme belgelerini imzalamak ve aileyi birkaç gün içinde ülkeden çıkartmak konusunda hiç vakit kaybetmedi. Ay ailesi, 12 ay boyunca hapsedildikleri İskoçya'da ücra bir yerde bulunan Dungavel gözaltı merkezinden alındılar ve Londra dışındaki Gatwick havaalanı yakınlarındaki Göç Hizmetleri Tinsley House barınma merkezine aktarıldılar. Buradan da bir çartır uçuşuyla Almanya'ya gönderildiler.

İçişleri Bakanlığı aileyi Britanya'dan dışarı çıkartma konusunda o kadar acele etti ki, tüm aile tıbbi ve sosyal çalışma dosyaları olmadan gönderildi. Belgelerin Almanya'ya gönderilmek üzere düzenlenmesi işi, ailenin avukatı Aamer Anwar'a kaldı.

Dört çocuğun en büyüğü olan Beriwan sınır dışı edilmeden öncesinde gazetecilerle şunları söyledi: "Ben Britanya'nın çocukların bakımını üstlenen demokratik bir ülke olduğunu düşünüyordum, çünkü çocuklara bakmak onların görevi. Fakat Britanya böyle bir ülke değilmiş."

Hükümete bir mesajı olup olmadığı sorulduğunda Yurdagül şu cevabı verdi: "Hükümete, burada davam için mücadele ederken bir yıldır gözaltı merkezinde tutulduğumu söylemek istiyorum… Almanya'ya geri dönemem, çünkü beni Türkiye'ye gönderecekler. Türkiye'ye gidemem. Adımı değiştirmem gerekir çünkü adım Kürt adı, orada eğitim yok, zulüm var… Geri dönemem."

Britanya'daki gözaltı merkezlerindeki koşullarla ilgili olarak ise şunları söyledi: "Dungavel'de herkes onu bir hapishane olarak tanımlıyor. Kimse oraya bir gözaltı merkezi demiyor. Herkes oraya hapishane diyor çünkü orası parmaklıklarıyla ve dikenli telleriyle, çocukların dışarıya çıkamadıkları, özgürlüklerine sahip olamadıkları ve eğlenemedikleri bir hapishane. Gözaltı merkezleri çocukların ruh sağlığı açısından çok kötü yerler."

Aile ısrarla kendilerini uçağa bindirme çabalarına karşı direneceklerini belirtiyordu. Buna karşılık Tinsley House yetkililerinin herhangi bir direnişin söz konusu olması durumunda kelepçe ve fiziki zor kullanılacağı tehdidini yapmalarının ardından, Ay ailesi sakin bir biçimde gitmeyi kabul etti. Uçağa bindiklerinde aile üyeleri -Yurdagül ve daha önce hiç uçağa binmemiş olan çocukları- birbirinden ayrıldı ve her biri iki güvenlik görevlisinin ortasına oturtuldular. Ailenin dostları ve destek veren insanlar çocukların ruhi olarak yolculuğu yapacak durumda olmadığını öne sürüyorlardı. On üç yaşındaki Newroz hiçbir şey yemiyor ve gözle görülür stres belirtileri sergiliyordu.

Ailenin hukukçularından oluşan ekip sığınma hakkının verilmesi için savaşmaya devam edeceklerini söylediler. Almanya'da avukatlık yapan Klemens Ross davayı üzerine aldı. Bir Alman insan hakları örgütü olan Pro Asyl de Ay ailesiyle görüştü.

Pro Asyl'in Avrupa işleri direktörü Karl Kopp, Ay ailesinin Britanya'da gördüğü muamele ile ilgili olarak şu yorumu yaptı: "Sizlerin bir aileyi bir yıldan uzun bir süre gözaltında tutmanız karşısında şaşkına döndük ve şoke olduk. İltica bağlamında Almanya Avrupa'nın en kısıtlayıcı kurallara sahip ülkesidir -çok sayıda gözaltı ve sınır dışı etme olayı yaşanır- ancak bu kadarı Almanya'da bile olmaz. Çocukların gözaltına alınmaları inanılmaz bir durum. Bu bir yıllık göz altına alma uygulamasından sonra özellikle çocukların travmatize oldukları izlenimini edindik."

Kopp Alman göçmen işleri yetkililerinin aileyi çok kısa sürede sınır dışı edip Türkiye'ye gönderebileceği uyarısını yapıyor. "Hala sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıyalar. Alman yetkililerinin onları derhal sınır dışı edememiş ya da etmemiş olmalarının tek nedeni hazırlıksız yakalanmış olmaları."

İnsan hakları eylemcileri ve profesyonel hukukçular, dini önderler ve emekçi insanlar Ay ailesi gibi ailelere yapılan muamele ile ilgili olarak duydukları derin rahatsızlığı ifade ettiler. Binlerce insan İçişleri Bakanlığı'nı protesto eden dilekçelere imza attı, milletvekillerine mektuplar yazdı ve Bayan Ay'a ve çocuklarına destekleyen mesajlar gönderdi.

Ay ailesi için, ailenin üç yıl boyunca yaşadığı Kent, Gravesend'de kampanya yürüten Sarah Parker, ailenin bölgedeki dostlarının ve destekleyenlerinin duydukları üzüntüyü ve endişeyi ifade etti. Ailenin zorla gözaltı merkezine gönderilmeden önce, toplum içinde iyi bir uyum sağlamış olduğunu söyledi.

Britanya'nın gözaltı merkezlerindeki koşullarla ilgili çok sayıda rapor hükümetin izlediği politikanın iltica talep edenler, özellikle de çocuklar için çok büyük sıkıntılara neden olduğunu gösteriyor. Hapishane kontrolörlüğü tarafından Dungavel gözaltı merkezi hakkında yayınlanan yeni bir raporda gözaltında tutulanlara yönelik eğitim ve eğlence yerlerinin yetersizliği eleştiriliyor. Bu rapor, psikologların ve çocuk yardım derneklerinin bu merkezlerin, buralarda tutulan genç insanlar üzerinde büyük tahribata yol açtığına dair yayınlanan çok sayıda bulgusunun üzerine eklenmekte.

University College London'da çocuk ve yetişkin psikiyatrisi uzmanı olan Profesör Henry Zeitlin, bu yılın başlarında Ay ailesinin çocuklarıyla görüştü. Bu insanları gözaltında tutmanın "potansiyel olarak çok yıkıcı" olduğu sonucuna vardı. Zeitlin, eğer bunlar Britanyalı çocuklar olsalardı, durumları "çocuk koruması ile ilgili konuları gündeme taşırdı" dedi.

Sermayenin kimi kesimleri bile iltica talep edenlere yönelik saldırının, bir çok sektör ve kamu hizmetinde ihtiyaç duyulan göçmenler üzerinde olumsuz etki yapmasından ve onları göç etmekten vazgeçirmesinden korkuyorlar. Sunday Herald gazetesi İskoçya'da önde gelen din adamları, sendikacılar ve iş adamları arasında yaptığı araştırmada göçmen aileleri gözaltına almanın İskoçya'nın turistik itibarı ve İskoç Üst Düzey Yöneticilerinin denizaşırı ülkelerden nitelikli emek gücünü çekme kampanyaları üzerinde yapacağı etkilerden fazlasıyla endişe ettiklerini ortaya koyuyor. Sunday Herald başyazısında şöyle diyordu: "İskoçya'nın kapısını yetenekli ve becerikli göçmenlere açması doğru, uygun ve son derece medeni bir davranıştır. Nüfusun hızla azaldığı bir ülkede geleceğimiz onlara bağlı olabilir. Ay ailesininki gibi insanlık dışı ve yanlış vakalarla ilgili olarak konuşmak da aynı şekilde doğru, uygun ve medeni bir davranıştır."

Dungavel merkezinin bölgenin ekonomik çıkarları önünde engel oluşturan bir ulusal yüzkarası haline gelmekte olduğunun bilinciyle, İskoç Yönetimine, Britanya İçişleri Bakanlığı ile Dungavel'in kapatılması ya da tedricen yeniden biçimlendirilmesi konusunda anlaşma yolları araması için yapılan baskılar artıyor. Hükümetin mültecilere karşı aldığı önlemleri genel olarak desteklese de, basın, Ay ailesi vakasını son derece trajik ve aynı zamanda olağandışı bir durum olarak ele aldı. Ne var ki, iltica talep eden insanların yalıtılması ve kötü muamele görmesi, İşçi Partisi'nin ülkeye gelen ümitsiz insanların gözünü korkutmak için uyguladığı bir yöntem ve bu sürekli olarak benzer vakaların ortaya çıkmasına neden oluyor. Britanya'da çeşitli noktalarda bulunan merkezlerde her an için yaklaşık olarak 50 çocuk ve yüzlerce yetişkin ilticacı kilit altında bulunuyor.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır